80’li yılların X kuşağı çocuklarının bugünkü 80 sonrası Y ve 2000 sonrası Milenyum çağı çocuklarından en belirgin farkı hiçbir bilginin ellerinin uzandığı noktada olmamış olmasıdır. Elbette  her kuşağın içine doğduğu koşullar farklıdır. Teknolojinin gelişimine tanık olan 80 öncesi kuşak, bakış açısı olarak ise hazır bir tepside sunulan şeylere pek kıymet vermez, kendi yine de mücadele etmeyi tercih eder.  Elbette yeni kuşaklar daha hızlı ve daha karmaşık, tek tuşla herşeye ulaşabildikleri bir dünyanın içine doğmuşlardır. Bu onların uyum gösterdiği çağdır.

Çocukken bir gece yarısı Ankara Bahçelievler’de bulunan evimizin karşısındaki askeri bölgeden gelen helikopter sesleri ile uyanmıştım.  Niye bu kadar çok ses olduğunu sorduğumda “ihtilal oldu kızım, sen yat” demişlerdi.  Gidip yatmıştım ben de ama içimi merak kemirmeye başlamıştı. Uyuyamamıştım. Ertesi gün duyduğum “ihtilal” kelimesinin ne anlama geldiğini araştırıyordum. Uzun süre cevap alamadım. Sonra anladım ki, hayatımız artık her açıdan eskisinden çok farklı olacaktı.

Ah bir internet olsaydı da arama motoruna “ihtilal” yazıp araştırabilseydim!

Ertesi günlerden bir gün okuluma yürürken bir adamın beni takip ettiğini hissettim. Adımlarım hızlandıkça hızlandı, adam gittikçe yaklaşıyordu. Sonra okula kadar koştum. Kimdi, neydi, şaka mıydı, ciddi miydi, kimdendi, kimlerdendi bilmiyordum. Takip edildiğim hissine kapılıp feryat figan öğretmenimin yanına kadar koşturduğum gün öğretmenime derdimi anlatmaya çalışırken yüzümde patlayan tokatla irkilmiştim.  Galiba bana da ihtilal olmuştu.. Sanırım bu nedenle ortaokulda ve lisede birçok arkadaşım dayak yediğinde hep o gün hissettiklerimi hissettim. Korkak ve çaresiz, sinmiş..

Ah Ah! Bugün hangi anne baba ister çocuğuna vurulsun, çocuğu da sussun..

Yaşadığımız dönemi, içinde bulunduğumuz gergin ortamı kimse bize bile uygun dille anlatmıyordu. Bir süre sonra sebepsiz yere midem bulanmaya başlamış, sık sık kusar olmuştum. Bu beni hem çok yalnız hem de korkak yapmıştı. Ecelime susamış olmalıyım, canım öğretmenim bu gidişe de bir son vermişti nazik elleriyle.  Anlayamamıştım yüzümdeki patlamayı yine. Soramamıştım da “neden” diye.  Çocuktuk zaten ne anlayacaktık. Yıllar sonra bir doktordan öğrendim , mide bulantılarının %90’ı psikolojikmiş…  Aklım, sürekli sormak isteyip soramadığım sorularla doluydu ve anlamam gerekiyordu.. Yaşım küçük olabilirdi ama benim de sorularım vardı hayata dair. Ben de bir küçük insandım.

Bugün anne karnındayken bile bebeğin gelişimi için konuşuyor, müzik dinletiyoruz. Küçücük çocukların karşımıza geçip sordukları büyük sorulara mantıklı cevaplar veriyoruz. Çocuklarımıza vurmuyoruz, vurulmasına karşı çıkıyoruz. 

  • Tanımak değerlendirmenin birinci
  • Dinlemek değerlendirmenin ikinci
  • Anlamak değerlendirmenin üçüncü
  • Soru sormak ve karşımızdaki kişinin çözümü bulmasına yardım etmek değerlendirmenin dördüncü basamağıdır.

Nitekim küçük yaşlarda başlıyor bu yolculuğumuz., hayatın içine bir dolu soruyla doğuyoruz. Karşılaştığımız otorite sürekli değişiyor. Küçük yaşlarda anne baba ve öğretmen etkin otorite figürüyken, büyüdükçe grup lideri, takım koçu, yönetici, patron otoritesi ile karşılaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın yerel ve genel otoriteleri ile karşılaşıyoruz. Dış dünyanın otoritesi ile karşılaşıyor, bugün iş hayatlarımızı dış dünyanın etkilerine göre şekillendiriyoruz. Ve hepimiz  otoriteye karşı davranış geliştirmeyi küçük yaşlarda öğreniyoruz.

Otoriteye çocuğun-bireyin nasıl baktığı ve nasıl bir davranış geliştireceğine karar vermesi bu açıdan dikkate değer derecede önem taşıyor. Otorite figürünün bireyi tanımayan, anlamayan, dinlemeyen ve bireyin davranışlarına karşı öfke gösteren bir figür olması kadar otoritenin bir arama motoru veya seçilmiş bir sanal arkadaş olması da bir o kadar sakıncalı.

Her bir birey, çocukluk yıllarında otoriteye karşı durmayı ve otoriteye karşı başetme yollarını geliştirir.

Etkili ilişkilerde otorite ya da lider kişi diyelim, işlerindeki verimliliği düşündüğü kadar bu verimliliği sağlayabilmek için rehberlik etmesinin gerekliliğini de düşünür. Örneğin, sadece öğrencilerinin sınav derecelerini değil onların sorunlarını tanıyan, onları dinleyen , anlayan ve yol gösteren bir öğretmen gibi. Eğer rehber olursa , sonuçları değiştirebilir. Eğer lider olursa, sonuçları değiştirebilir.

Her lider bir rehber, bir yol göstericidir ve liderler sonuçları değiştirebilirler.

Çocukluğumuzda kullandığımız ve hatta hala kullanmaya devam ettiğimiz davranışlar vardır. Mesela “karşı çıkma” davranışı ile haklı olduğumuzu kanıtlamaya çalışırız. Zaten çatışma dediğimiz kavram tam burada ortaya çıkar, birisinin size “Haksızsın” demesiyle !

Veya duygularımızı saklar, kamuflaj yaratırız. Samimiyetsizlik çocukken çabuk kamufle olur, birkaç kez arkadaşsız kalırız sonra oyuna katılabilmek için tekrar çaba sarfederiz. Yalancıları alaya alır, kızar veya kaçarız. Büyüyünceye kadar ebeveyn ve öğretmenlerimizin otoritesine karşı geliştirdiğimiz başetme davranışları -etkili veya etkisiz – olur.   Neticede; öfke gösterilmiş bir çocuk grup liderini dışlamayı benimserse büyüdüğünde aynı davranışı bağlı olduğu yöneticisi onu uyardığında da gösterir. Küçük yaşlarda seçmiş olduğumuz başetme davranışlarımızı yetişkin olduğumuzda da otoriteye karşı kullanırız. İç çocuğumuz bizimle yaşamaya devam eder bir ömür boyu..

Aynı bir öğretmen gibi, her lider de birlikte çalıştığı kişilerin  iç çocuklarını miras alır.

Bugün yeni nesillere rehberlik etmeli ve onlara “bizim zamanımızda.. ” diye başlayan konuşmalar yapmaktansa onları tanımaya, anlamaya ve dinlemeye zaman ayırmalıyız. Her neslin içine doğduğu koşullar farklı olsa da birbirimize göstereceğimiz saygı değişmemektedir.

*

Sevgiler

*

Kaynak: Dr.Thomas Gordon – ELE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s