Tüm bu yaşananları düşündüğümde, içimi garip bir huzur kaplıyor. Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak. Toplumun her kesiminden insanın değişik seviyelerde de olsa uyanmışlığı, her bir haberde ve her bir olayda daha güçlü farkındalıklara yönelecek. Son on yıldır, kendi menfaatleri uğruna iktidar rüzgarını destekleyenler bile, kendilerine güvenilir yeni zeminler aramaya başladı. İçte ve dışta, itibar kaybeden iktidarın kendini kabul ettirmek için deneyeceği her türlü yol, yaşattığı faşizan uygulamalardan sonra sandıkta yeniden başarı kazanamaması ile sonuç bulacak. Geri tepecek mancınık. Bugün ülkemin insanları tek tek veya hep birlikte, ne istediğini ve ne istemediğini anlamaya, farkına varmaya başladı. Ufak ufak da olsa, önümüzde çok zorlu mücadeleler de olsa, bu mücadelelerde çok çetrefil yollar da olsa, iyi günler çok uzakta değil.

Ülkemin her köşesinde adalet sistemi ile ilgili, özgürlük ve demokrasi ile ilgili başkaldırılar olacağını hissediyorum. Huzur ise enteresan; Gezi olaylarını bir başka pencereden değerlendirmek gerekiyor. O da bu işin psikolojik boyutu. Bu boyuttan baktığımda, geleceğe yönelik endişelerim biraz olsun azalıyor.

Gençlerle ilgili bir çok şey söyledik. Psikolojik boyut biraz da bizlerin Gezi direnişine tepki gösteren değerli ebeveynlerimiz ile ilgili. Hani, hastaların çocuksu ve uygunsuz etkileşim biçimi biraz da konumuz. Hasta koltuğunda iktidar.

Ego’nun temelde 3 rolü vardır. Çocuk, Ebeveyn ve Yetişkin olarak sosyal ortamlarda bazı roller oynarız. “Etkileşimsel Analiz”* adını verdiğimiz bu yöntemde; Egonun birey üzerinde ağır bastığı rolü inceleriz.  Kişilerin tercih ettikleri benlik rolü, kişinin iletişiminde ağır basan rolüdür.

Yetişkin bir insan, eğer çocuk rolü ağır basıyorsa “ebeveyn” gibi davranmayabilir. Kendisinden yetişkinliğe özgü beklenen davranışlar yerine kendi canı nasıl istiyorsa öyle davranacaktır. Seçilmiş davranışlar yerine,  içinden geldiği gibi davranışlar sergileyecektir. Duygularını kontrol edemeyebilecektir.

Bir anne ya da baba, ego rolü olarak “ebeveyn rolü” oynar. Ancak hep “ebeveyn egosu” ile etkileşim kurarlarsa çocukları ile iletişimlerinde sorunlar yaşayacaklardır. Çocuklar, korumacı, şefkatli, kural koyan ve kendi dediğinin olması için sınırlı iletişim kuran anne babadan kaçacaktır. Ebeveyn ego rolünden zaman zaman sıyrılarak çocuk ego rolüne bürünmeyi bilmeleri, empati sağlamalarına olanak verecektir. Sağlıklı iletişim için.

Bir çocuk elbette, büyüme çağındayken ve kişilik gelişimi tamamlayana kadar çocuk ego rolündedir. Diğer rolleri gözlemleyecek ve dengesini seçecektir.

Yetişkin ego rolü  ise, bir çeşit bilgisayar sistemi gibidir. Öğrenilmiş anne baba ve çocuk davranışlarını süzer, gerekli olana karar verir. Ego gelişiminde ideal olan, her iki ego düzeyini de dengeli halde kullanabilmektir. Hem anne baba, hem çocuk etkileşimini dengeli yürütebilmek.

Etkileşimde, bir insana nasıl davranırsak o şekilde karşılık aldığımızı söyleyemeyiz. Bu kadar basit değildir.

Gezi direnişine katılan gençlerden “çocukmuş” gibi davranmalarını bekleyen ancak kendisi “çocuk ego rolünü benimseyen” iktidara en sert cevap, aslında aynı gençlerin “anne baba ego rolünü” oynamaları ile gelmiştir.

Bizler ancak çocuktan alınabilecek bir cevabı alırken, karşılaştığımız psikolojik hastalık boyutları ise, büyük resmin oluşmasını hızlandırmıştır.

* Eric Berne , Transactional Analysis

Yürüyen Ağaçlar-2

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s