IMG_5882İkizdiler. Birinin adı “Mono”, diğerinin “Dio”. Biri tamir ederken öbürü bozardı.

Aslında ikisi de kimya biliminde madde, gaz.. Ama biri melek, diğeri şeytan..

Dio, namı diğer “karbondioksit” yaşamımızın işlevsel bir parçası, her soluk alışverişimizde…

Mono, namı diğer “karbonmonoksit” yaşamımızın ölümcül bir parçası, bile bile mono koklar mı insan? Bile bile şeytanla anlaşma yapar gibi? Siz hiç karbonmonoksite mağruz kaldınız  mı?

Soma için söylenen 300, tahmin edilen 600, ama biliyoruz ki 900 civarı teşhis edilemeyen ışıklı madencimiz öldü. Dünya bizimle ayağa kalktı. Memleketi mülkiyeti gören klan, elini kolunu sallaya sallaya gösteri yaptı, konuştu, isyan edenleri kaba kuvvetle susturdu. Başta en baş bakan.

Şeytandı Mono, şeytanlaştırdı öyle değil mi? Suçlu Mono. Kötü Mono. Şeytan Mono.

*

İnsan, iş gücü, verimliliği ve verimliliğin gelişimi başarının odak noktasıdır.

Kurumların, sermayelerin, taş duvarların ses getirmelerini sağlayan bu odaktır. İnsan kaynağıdır.

Başarılı işlerin arkasında çalıştığınız insanları anlamak yatar. Risk ve önlem bilincini sağlamakta (İş Güvenliği) ve motivasyonu yükseğe taşımakta bir değer bilinci  yatar . Neticede, performans insanların çıktısıdır, binaların değil. Başarı insanların çabasıyla oluşur. Evler, aileler bu ışıkla aydınlanır.

Bugün Soma’da yaşanan trajedi, aslında iş güvenliğinin, insan odağının memleketimizde ne kadar önemsiz olduğunu vurgulamıştır. Soma, önlem bilincinin gelişmemişliğini, gereksiz ve masraflı görülmesini, ülkemizde insan yönetiminin ve insana verilen değeri açıkça fotoğraflamıştır.

*

Madencilerimizi toprağa vermişiz. İki gün olmuş. İstiklal Caddesindeyim, Beyoğlu, yürümekteyim. Her yerde toma, her yerde Akrep, her yerde önlem. Her sokak kapalı, üniformalılarla. Hayırdır? Sokak mesafeleriyle ortalanmışlar. Nihayetinde Galatasaray Lisesi’nin önünde gövde gösterisindeler, 50m2’ye 100 polis, esas duruşta..

Dayanamayıp soruyorum bir polise -elinde kocaman tabancası- heybetle dikilmiş eski “Galatasaray Postanesi” önünde. Aslında merakım ağır basmış, gerçekten korktuğumdan değil. Ne diyeceklerini merak ediyorum. Çünkü memleketim böyle bir acı yaşarken, iki kişiye bir polis düştüğünü gördüğüm eski mahallemde inanılmaz bir güvenlik önlemi var. Şaşkınım. Ve aklma geliyor; Yürürken içlerinden biri beni sulasa, sorgulamadan kapısında izbandut bekleyen akrebe bindirse, coplasa, gazlasa korkusundan durmayıp kaçışacak insanlar var etrafımda. İnsanlar, kendilerini kurtaracaklar beni değil. Peki, bu olağanüstü güvenlik önlemi niye, kime, senin kardeşin değil miydi nefesini madende bırakan? Sonra soruyorum özgüven ihtişamındaki genç ya da çocuk polise:

-“Neden buradasınız, korkuyorum sizi görünce?”
-“Gezebilirsiniz. Şu an korkmanıza gerek yok, ama bizim olduğumuz yerlerde karşılaşmayalım”

Oldu. Karşılaşmayalım. Ne olacak? Soma desem Sobe diyerek beni darp mı edeceksiniz? İçeri mi alınacağım? Ne demek bu? ….

Çokluğun alıştığı devletin polisi görüntüsününün yüzü çocuk. Komut bekleyen çocuklar. Bir düğme. Hadi. Hırslandırılmış, motive edilerek şişirilmiş bu çocuklar  acınası bir özgüven içindeler. Hele ki  19 Mayıs haftasındayız, her yer Türk bayrağı ile kuşanmışken bu yaşadıklarımız bir film sanki…Ama berbat bir kurgudan ibaret bu film.

*

Soru: Şeytan kim Mono mu?

Cevap: …

 

 

 

Yürüyen Ağaçlar-9

 

 

 

 

 

 

 

 

Şeytan Kim?” üzerine 2 yorum

  1. genc polisin siskin ozguveni, ona bir hayat boyu rahat vermiyecek …yasamin gerceklerinden habersiz uyutulmus insanlar belki bir gun geldiginde vicdan sorgulamasi yasiyacaklar….ama kimin umurunda!

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s