Bugün su ile ilgili biraz daha kavramsal düşündüm. Doğanın üstesinden gelebilmek zor, ancak doğanın bize öğrettiklerini uygulamak mümkündür. Su, nereye gittiğini bilir. Engellerle karşılaştığında mesela bir kaya, su kaya ile mücadele etmez, etrafından dolaşıp devam eder dağdan akmaya (hedeflilik/vizyon). De ki, su, etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi. O zaman birikip ve çoğalıp üzerinden akar ya da kayayı damla damla delmeye başlar (sabır/değişime uyum) ve yoluna devam eder. “Sabır dikenin içindeki gülü, gecenin içindeki gündüzü hayal edebilmektir” der Şems’i Tebrizi. Ve su hep akar, çalışır, bazen birikinti oluşur dere kenarlarında ve çamurlaşmaya başlar. O zaman su gibi akmak lazım derler, yenilenmek ve dünü dünde bırakıp yeni şeyler öğrenmek. Su, değişimi çok güzel anlatır. Değişen dünya ve yeni liderlik ile ilgili çalışmalar yaparken, karşıma çıkan hiçbir şeyin tesadüf olmadığını düşünmekteyim. Ne kadar zor olsa da…  Benlik ve hayat yolu eğer bilgiden uzak kalırsa, kendini sorgulamazsa, beslendiği diğer konuların yanlış bir yapı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzden kendini tanıma ve bu doğrultudaki gelişim çok önemlidir!

Eğer bilgisizce hareket edersek bunun sonucunda, olumsuz duygular davranışa dönüşmek için zemin bulurlar.  İşin özü, hiç bir zaman tek yön (tek açı) yoktur. Bu yüzden zaman zaman içinde bulunduğumuz durumun üzerine çıkmak ve 3 metreden, 300 metreden ya da 3 milyon km üzerinden bakabilecek kadar geniş bir açı yakalamak yardımcıdır. Tek değiliz. İçinde bulunduğumuz olay ve durumların sadece kendimizi etkilediğini düşünecek kadar da bencil olamayız. Kendi haklılıklarımız bizi sadece ve fazlaca kendi durduğumuz yerde bir ileri bir geri dolaştırır. Eğer yukarıdan bakarsak (zoom out) içinde bulunduğumuz durumlardaki diğer etkenleri de görebilerek tüm resmi görebilme imkanına ulaşırız. Eğer kulaklarımızı ve gözlerimizi açarsak ve başka fikir ve görüşleri almak eğiliminde olursak, kendi fikir ve görüşlerimizle birlikte ve karşılıklı bir denge sağlayabiliriz.

Batı bilimi, yaşamın belirli yönlerini gözlemlemeye ve belirli olaylara göre faktörleri ayrıştırmaya çalışır. Ying-Yang Teorisi de gözlem prensibine dayalıdır. Ancak, faktörleri ayrıştırmak (izole etmek) yerine evrensel faktörleri belirlemeye çalışır. Yin-Yang Teorisi fizik, tıp ve psikoloji gibi çeşitli alanlar için eşit olarak uygulanan evrensel, gözlemlenebilir doğa ilkelerini tanımlar. Paradoks Teorisi aslında Carl Jung’un kendi teorilerini geliştirirken yoğun olarak çalıştığı Yin-Yang Teorisi psikolojisine yönelik bir uygulamadır. Yang, dinamikliktir. Güneştir örneğin. Yin, ılımlılıktır. Aydır örneğin. Dinamik olan özellik, ılımlı özellik ile dengelenmezse insanın her zaman olumsuz senaryosunun baş nedeni olacağı öngörülebilir. Bu yüzden, kendi doğalarımızda, iki yönlülüğün dengesi önemlidir. Bu denge, davranışlarda olgunluğa işaret eder. İki yön demek, paradoksal bir özelliktir aslında. Birbirine zıt gibi görünen ama aslında sinerjik olan özelliklerdir. Örneğin gece ve gündüz paradoksal bir özelliktir, birbirine zıt gibi görünür ancak her iki özellik bir araya gelerek günü oluşturur. Fiziksel yaşamda gece ile gündüzün dengesi bir günün güneşle ve geceyle döngüsüdür ve yaşamlarımızda aydınlığın önemi kadar karanlık da önemlidir. Bir başka paradoksal özellik ise çok sevdiğim sağ ve sol kol örneğidir. Bu örneği anlatırken kürek çekiyormuş gibi yaparım. Düşünün, sağ kol ile sol kol arasında dengelenmiş bir güç ve ritm olmazsa istediğiniz hedefe gidebilir misiniz? Bu özellikler, bireyin farkındalık isteği ile başlayan ve olgun davranışın aslında iki yönlülüğün dengesinde olduğunu öğrendiği bir keşif ve gelişim yolculuğudur. Çünkü dengesizlikler hepimizde vardır.  Gelişim seviyesini yükseltmek her yaşta mümkündür.

Değişen Dünya

Değişkenlik…. Ben “yeni normal” kavramını çok manasız buluyorum. Normal nedir ki eskisi yenisi olsun?! Nedir normal? insanları sınıflandırmak ya da kategorize etmekten uzağa gitmez. Biz; Defalarca kriz, kargaşa ve yokluk gördük. Her birinden bir şey öğrendik ve tekrar toparlandık. İlkelerimizden vazgeçmedik, çalıştık, amaçlara göre yönetmeyi öğrendik. Bizi dinleyen, fikrimizi soran olmasa da sorumluluk almayı öğrendik. Çünkü, nereye gittiğimizi aynı bir gemi kaptanı gibi bilmek ve yönümüzü devamlı kontrol etmek mecburiyetinde kaldık. Biz aslında bizden çok daha fazlası bir örneğe sahibiz. Tüm olumsuz koşullara rağmen üstelik çok büyük vizyon koyabilmiş olan bir kişi var. Sorumluluğu alan, liderlik etmeyi isteyen, etrafındakilerin görüşlerini alan, karar verici, zoru başarmayı hedef edinmiş, sebat eden ve daha çok özellik sayabilirim ama başka bir nadide özelliği de duygusal zekasıdır. Duygusal zekası ile bilişsel zekası arasında denge kuran bir kişiliktir. Yani, değişen dünyada kendini geliştirmiş, farkındalığı yüksek, olgun ve dengeli bir kişiliktir. Liderlik, hem değişken sularda gideceğin koordinatı bilmek ile hem de gemide birlikte durduğun yol arkadaşlarınla tek nefes olabilmekte gizlidir.

İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal…İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem;o ben değil, bizdir. O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur

Bugün vizyon koymak zamanıdır. Çünkü, değişen dünya ile birlikte nereye gittiğimizi bilmek ve yönümüzü kontrol etmek ihtiyacı vardır. Öncelikle bireysel ve hemen ardından bir takım olarak. İster küçük ister büyük bir takım olalım, günün sonunda hepimiz aynı geminin içindeyiz.

Vizyon sahibi olmak, vizyonunu geliştirmek ve bir yetkinlik gelişim/koçluk çalışmasında kişi ve takımların öncelikle çalışacakları alt yetkinlikler bulunur ve bu yetkinlikler geliştirilebilir. Gelişim kişisel boyuttan takıma ve tüm organizasyona yayılır, kültüre dönüşmesi amaçlanır.

Bu yazımda, değişen dünya ile aslında VUCA olarak bilinen stratejinin birinci açılımı olan Değişkenlik (Volatility)  kavramından bahsettim. Bu kavramı paradoksal dünya doğası ile besleyerek, biricik gelişimlerimiz için ihtiyaç olan alet çantasını işaret etmeye çalıştım biraz. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Bu yazılarım aynı zamanda çalıştay içeriğidir. Tamamlayacak olursak aslında en başa döneceğim: Dogmatiklik, vizyon kurabilme yönündeki en büyük engellerden biridir. Bilginin girişini engeller. Tek yönlüdür (sadece ben biliyorum) Düşüncenin gelişiminin durduğu ve kişinin sadece kendi egosunun tatminine dönük bir durumdur. Ve maalesef de, yaşamlarımızda zaman zaman en kuvvetli olduğumuzu düşündüğümüz yerde zayıf düşeriz. Gemiyi batırırız. Ben biliyorum derken aslında hiçbir şey bilmediğimizi fark ederiz stresli durumlarda. Bu yüzden bilgi önemlidir. Bilgi, gerçek fikre ulaşana kadar gelişim göstermelidir. Bilgilenmek isteği, kişinin farkındalık gelişiminin ilk adımıdır. Üstelik “ben eminim, bu böyle diye bakan bireyler çevrelerini yitirirler çünkü “senin görüşün beni ilgilendirmiyor” algısını yaratırlar. Bu yüzden kendi fikir ve görüşlerimize duyacağımız eminlik hissi sağ kolumuz ise, sol kolumuz ile de dengeyi sağlamak için başka fikir ve görüşleri dikkate almamız denge (paradoksal denge ve sinerji) yaratacaktır. Ve bu da bizi hedeflerimize, vizyonumuza taşıyacak ilk adımdır. Nasıl düşündüğümüz.

Sevgiyle Kalın,

Ca

Değişen Dünya ve Paradokslar” üzerine 2 yorum

  1. Yazınızı severek okudum. Bizler çok kriz atlattık, üstesinden gelmeyi bildik. Mesajlarınız iş hayatında olan herkes için çok önemli vurgular yapıyor. Tebrik ederim.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s