
Bazen, hiç bir şey duymamak hiç bir şekilde mevcut ruh halinden çıkmamayı istemek gayet doğaldır. Her şey aynı kalsın yeter ki. Salyangoz gibi kabuğuna çekilmek, günlük olaylardan saklanmak önemli bir ihtiyaç olabilir.
Geçtiğimiz hafta ben tam olarak böyle bir durumdaydım, bir çalışma arkadaşımızı toprağa verdikten sonra sessizliğe büründüm. Telefonumu sessize aldım, kendimi çalışma odama kapattım ve hiç bir şey yapmadan saatlerce penceremin dışındaki mimoza ağacının rüzgarla birlikte kıpırdanışını seyre daldım. Öğle saatlerine doğru, temiz hava almam gerektiğini hissettim ve paltomla beremi kapıp sahile giderek yürümeye başladım. Sekiz gidiş sekiz dönüş ile birlikte on altı kilometre yürümüşüm. Düşüncelere öyle bir dalmışım ki, sakin zamanda on altı km, sevinçle bahsedebileceğim bir efor aslında. Arada dinlenmek için oturduğum bankta fotoğraf çektim, boğaz sularının dalgalanışını izlerken. Denizin dalgası, başımdaki dalgaları dinginleyiverdi nasılsa ve yola devam dedim. Üç günüm böyle geçti. Sonunda anladım ki, beklenmedik kayıplara karşı daha dayanıklı olmalıyım. Hayat zaten hep beklenmedik olaylarla dolu. Kontrol edebileceğim tek olay kendimle ilgili şeyler. Ardından yavaş yavaş sakin eylemsiz ruh halimden sıyrılmaya başladım.
Sessizliğe bürünerek , kendi dinler, karar verme eyleminden uzak ve sakin bir eylemsizlik hali ile düşüncelere dalabiliriz. Bazen, sessiz kalmak, saklanmak, sakin bir eylemsizlik içinde olmayı isteriz. Yaşamdaki rutine sadık kalmak, geceye ve gündüze sahiplenirken yeni gün için olumlu düşünebilmek önemli bir erdemdir. Gece ve gündüz, her ne kadar zıt kavramlar olsalar da birbirlerini tamamlarlar. Sıkıntı ve stresle başa çıkmak istiyor muyum diye kendine soran insan, bulutları dağıtmak için olumlu adımlar atmaya eğilim gösterebilir. Sessiz sakin kalmak ve düşünmek için vakit ayıran, kendini sadece heyecanla istediklerine, gerçekleştirmek istedikleri hedeflerine ve başarma azimlerine odaklamamış, aynı zamanda başarabilmek için stresini yönetmeyi, sakin kalmayı da isteyen insanlar daha kuvvetli daha dengeli bir motivasyona sahiptirler. Yavaş yavaş hızlıca..
Bazen zıt gibi görünen bir davranış eylemi, bütünleştirici olabilir. Bazen yürüyüş yaparken çalıştığınız ortamdaki uyumsuzluğu çözecek yeni bir bakış açısı geliştirir insan, hiç bir zaman geriye doğru adım atamazsın. İleri, ilerlemeye ve düşüncelerin gelişimine doğru yol alırsın. Bazen denizi seyrederken, denizin dalgaları ile zihin dalgaların bir anda uyumlanabilir, zihnindeki karmaşıklığı düzenleyerek bir sonraki işine daha net, daha istekli başlayabilirsin. İnsanın konuşabileceği, sadece “anlıyorum” ya da “haklısın” demeyen, dinlemeyi bilen bir arkadaş ilaç gibi gelir. Kısa bir seyahat, farklı bir ortam, yeni bir şey öğrenmek, insanı aslında düşüncelerinden uzaklaştırmaz, sadece başka bir pencereden bakabilmesi için sakinlik sağlar.
Bazen de akılda kalan bir söz işe yarar, annenin ses canlanır kulağında: “Kızıma iyi bak kızım”
Bir çok rahatlatıcı, oksijen alınacak eylem vardır, hepimize göre farklı farklı. Bruce Lee’nin sözü aklıma gelir “su gibi ol arkadaşım”
Neticede, severek yaptığımız işlerimiz, severek sırtlandığımız sorumluluklarımız var. Zor olsa da biz üstesinden geliriz deyişimiz var. Mücadele etmek, amaç belirlemek ve yol haritası planlamak doğal yönümüz. Bu kuvvetli yönü bilip, kendini iyi hissetmek güzel. Bu kuvvetli yönü bilip, kendini iyi hissetmekten kaçınmak ise sıkıntılı. Yaşam devam ederken, çözemediğimiz hususların etrafında fazla durmamak, ruh sağlığımız için gerekli.
Bu sebeple oksijen maskesini önce kendine takmak, sonra yanındakilere yardım edebilme gücünü sağlar. İnsan önce kendine, sonra başkalarına yardım edebilir. Ben söküğümü dikemezsem kime fayda edebilirim ki?
Yaşamlarımızda sakin kalmaya ve stresi yönetmeye çalışarak sorumluluk almak, işlerimize ve hedeflerimize odaklanmak dengeli olmayı sağlar. Esas konu sağlıklı olmak, psikolojinin iyi olmasına çalışmaktır.

Stresli başarma eğilimi nedir?
Yeterince sakin olmadan, stresini yönetmeyi istemeden yüksek bir iç motivasyonla işleri, olayları, hedeflerin üstesinden gelme eğilimidir. Vücudunuz size aksini söylerken, kendini tamamen aksiyona kaptırmaktır.
Sakin Eylemsizlik ise , hedefleri bir kenara bırakıp, aksiyonu durdurup dinlemektir.
Hem özel hem iş yaşamlarımızla ilgili bir çok örnek vardır. Mesela iş yaşamında, çok yüksek performanslı bir kişi, stresine yenik düştüğünde sessiz kalıp çalışmamayı tercih edebilir, bu durumda performansı dengesiz algılanabilir. Oysa bu kişinin stresine etki eden veyahut edebilecek etkenlerin, nedenlerin ya da mevcut durumun değerlendirmesi yapılsa ve bu kişi konu ile ilgili geribildirim alsa, performansın önündeki engelin farkına varabilir. Maalesef, bu durumun farkında olmayan kurumlar insan kaynaklarını verimli yönetememekte ve sürdürülebilirliği sağlayamamaktadırlar.
*
Bu hafta için öneri filmim “Fremont”:

“Bütün gün yalnızım. Bu yüzden öğle tatilinde çok konuşuyorum. Aslında konuşacak birini bulabilmek için birini işe almalıyım diye düşünüyorum. Aslında birini işe almam gerektiğini düşünüyorum! Tek bir tamircinin omuzlarındaki sorumluluğu nasıl taşıyabildiğini hiç anlamadım. Bilirsiniz, bir arabanın gitmeye uygun olup olmadığına karar vermek, tüm sorumluluk gerektiren işler, ikili olarak yapılır… değil mi? Havayolu pilotlarını veya cerrahları düşünün, arabalar hayat taşır. ya bir gün biraz dikkatim dağılırsa veya çok kötü bir ruh halinde olursam?”
https://mubi.com/en/films/fremont/trailer
Sevgiyle,
Cndna