Çerçeve

İnsan beyni, karmaşanın içinden çıkarak düzen yaratabilme becerisine sahiptir. Buna analiz denir. Zaman zaman, bir şeyi anlamak için takıntılı hale de gelebilir. Bu da paralizdir. Bir diğer deyişle, analiz safhasına takılıp kalmaktır.

Bazen bir problem çözmeye çalışırken, sağlık olur iş olur aşk olur para olur ne olursa olsun, takılıp kalıyorsak eğer, yaşadığımız dünyaya duyarsız kalmıyor muyuz? Anlamaya çalışmak, anlayış aramak hayat boyu önemsenmesi gereken çok asil bir değerdir. Ancak, paralize kapılmamak için:

Bazen, görünen köy kılavuz istemez
Bazen, boş yere kafa yormanın anlamı yoktur
Bazen, anlamak gerekmeyebilir
Bazen de, bir sonuca ulaşmak için harcanan uzunca zaman sonucun doğru olduğunu göstermeyebilir

Çerçeveye dikkat:)

 

madra

Bağlantı

Uzun bir video, vakit ayırın kendinize… Kendiniz için.. Bu filmi çok sevdiğim bir arkadaşım, 9 Eylül Sinema Televizyon Yönetmenlik bölümü mezunu sevgili Eren paylaştı benimle.  Filmin İngilizce olması çok da önemli değil, izlerken görüntülerin dili ile verilen mesajlar oldukça açık. Başlangıçta eski görüntüler var,  ancak film ilerledikçe günümüze doğru akıyor. Mesaj yüklü olması biraz yorucu, verdiği mesajlarla bir illüzyona sürüklüyor.  Propagandası olumlu düşünmek, yaşamdaki gücümüzün farkına varmak, duygu ve düşüncelerimizdeki titreşimin yarattığı enerjiyi aktarmak olan filmde ara sıra bizleri toplumsal olarak etkilemiş olan filmlerden-Matrix, 5.Element- görüntülerle çağrışım dili kullanıyor. Bu başlangıçta biraz popülist gibi göründe de filmin amacına hizmet ediyor. Bununla birlikte, tarihsel bir kronolojiyle toplumsal olarak yaşamış olduğumuz dramatik olaylar ile ortak bilincimizi uyandırmaya çalışıyor. Bugünün dünyasında birlik olmanın anlamını vurguluyor, hem de örneklerle.. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasında sunduğu grafik kayda değer. Burada meditasyon yapan insanların ürettiği düşünce gücü ile savaştaki çatışma ile korelasyonu oldukça etkileyici.  Her şeyin ölçülebilir sonuçları var filmde. Bir su damlası ile başlayan, bu su damlasını milyonlarca kez büyüttüğümüz zaman ortaya çıkan “mükemmel 90 derece” görüntü geometrideki kesinliği çağrıştırırken bu kesinliğin bir damlacık su olduğunu düşünmek “gerçek mükemmeliyetin içimizde” olduğunu gösteriyor. Gerçek mükemmellik olağan sadeliğiyle içimizde, kanımızda, vücudumuzdaki suda, suyun kendisinde, yağan bir damlacık karda, yağmurda, ve evrende. Peki biz niye bunu göremiyoruz? Film bunun üzerine ilerliyor. Göremediklerimizin sonuçlarını gösterirken, “farkında” olan bakış açısını savunuyor. Baştan beri bekliyorum, quantum konusunu ne zaman ele alacak diye ve karşıma çıkıyor. Evren ve beden arasında ilişki kuruyor. Hep karşılaştığımız “what you give what you get” yani, “ne verirsen karşılığında onu alırsın” mesajına odaklanıyor. Kısacası, yine ve yeniden neden olumlu düşünmek sorusuna cevap veriyor somut kanıtlarla. Beni derinden etkileyen ise, Bach’ın G String Air eserinin sudaki titreşimi oldu.

Hep bir su damlası kadar naif, güçlü ve “bir” olmak dileğiyle, tekrar güç aldım yaşamdan. Teşekkür ederim.