Virüs kaç akıl?

Öne Çıkan

Virüs kaç akıl… yani… açıkçası zihni sinir bir yazı notumu buldum, bir yere yazmışım, bulunca önce ne zaman yazdığımı hatırlamaya çalıştım, sonra hangi zihin durumumla yazdığımı hatırlamaya çalıştım, sonra da bırak bu analitik çabalamaları koy gitsin dedim!

Bu virüs yaklaşık bir grammış. Bu 1 gram, yaklaşık 420 milyon ton insanı evine kapattı. Ozon tabakasını onardı. 1 milyar ton petrolü depolarda tuttu. 20 trilyon dolar kaynağı tüketti. 45 tane savaşı önledi. 100 milyon insanı işsiz bıraktı. Dünya üzerindeki toplam hava kirliliğinin %75’ini temizledi. Üretim ve tüketimi en alt seviyeye düşürdü, ülkelerin kapılarını kapattırdı ve bütün teknolojileri sarstı. Dünyanın gündemini değiştirdi, insanları eşit konuma soktu, sarstı, darmadağın etti.

Ve biz maalesef 1 gram bile akıllanamadık…

Paradoksal değil mi? Bazen çok az çok fazla olmuyor mu? (Less is more)

https://wordpress.com/block-editor/post/candanakkan.com/3669

Dipnot: Aziz Nesin’i saygıyla selamlatıyor bu haller.

Sevgiyle,

Ca

Pandemiz

Öne Çıkan

Yaşamlarımızda süreci yönetmemizi sağlayan özellik aslında “duygusal dayanıklılık” tır (resilience).

Duygusal dayanıklılık, müziğin abc’sinde bulunuyor. Bir armoni ve ritm arasındaki bağlaç görevini görüyor. Müzik zaman zaman hızlanır, zaman zaman yavaşlar. Zaman zaman yükselir ve iner. Arada hep bağlaçlar bulunur, hareketler arasında esnekliği sağlarlar. Anlam, müziğin duygularımızı yükselttiği  ve dindirdiği zaman ortaya çıkar. Yani bağlam noktasında. Bu bağlam, farklı duygular arasındaki dengeyi kurar ve bu denge şarkının anlamını ortaya çıkarır. Ne duyuyorsun?

Bazen her şey çok üst üste gelir. Yenilmemek için strateji üretmek gerekliliği bilinç altımızdadır. Ve bazen her şey çok umutsuzdur. Daha kötü olamaz. Öyle bunalırız ki,  karanlıklarda kaybolmaktan korkabiliriz. Yaşama dair umudumuzu kaybetmek ve kaybetmemek arasında bir düello başlar. Müzikteki gibi,

Bağlaç görevi gören duygusal esneklik, umutsuzluğa kapılmamak için bir yükselmeye meğil et der ve strateji üretmeye ne dersin diye fısıldar kulağımıza. Harekete geç, alışmadığın bir şey yap, şaşırt her şeyi ve anla ki hareket etmezsen, nasıl mücadele edebilirsin ki karanlıkta?

Kırılmamak için bükül, düz olmak için eğril, dolmak için boşal,

parçalan ki yenilen”

Özüne dönüyorsun aslında…

Üzülme, çekinme, yenilgiler bizi besler. İtiraf et, kendin ol ve cesaretle söyle: Ne yapmak istiyorsun?

Bazen her şey  olumsuz gelişebilir, insanın eli kolu adeta bedenine yapışır. Zor durumlarda hareket edebilme isteği, bağlaç olarak duygusal dayanıklılığa işaret eder. Duygusal dayanıklı kişiler, “zorluklarla mücadele” etmeyi seven kişilerdir. 

Duygusal dayanıklı kişiler, geleceğin olumlu olacağına dair inançlarını korurlar.

Duygusal dayanıklılık için birey, yaşamın içinde olumsuzluklarla karşılaştıkça bu olumsuzlukları kendini geliştirme isteği yolunda bir fırsat olarak görecektir.

 

Devam edeceğim sevgiyle,

Bana yaz lütfen, nasıl hissediyorsan. Birlikteyiz.

Ve gülümse

candanakkan@gmail.com / https://www.facebook.com/sinerjik.ca