Leadership & Sphere of Influence

Öne Çıkan

Life is a gift. Well then, are we aware that we make ourselves miserable for things we cannot control? There are many things we cannot control but real problems are in fact not things we cannot control. Real problems come out when we are ineffective despite the fact that we actually have the power to make the change. As Kurt Vonnegut says; “Enjoy the little things in life, because one day you will look back and realize they were the big things”

Leadership first starts with in our personal space. When we cannot manage dilemmas, conflicts and emotions the situations and environments starts to rule our world. Dilemma often emerges to meet our own expectations and others. If we cannot build mutual benefit relation then unnecessary sacrifices, dominant approaches and/ or indifference and/or disinterest surfaces. And naturally, this negative attitude harms the organisation and human resources.

Let me share few concerns I tend to hear quite often:

-I love the people in my team. They all have unique qualities. However if my boss keeps treating me inconsiderately like this, I may not find the energy essential for developing my team.

-Any minor flaw upsets me, even though everything is going right. I cannot coordinate my team. My new appointed assistant is calmer and practical. I feel insufficient when looking at her/him. This enervation has caused me to bring work problems to home. As if everything is great at home. I know I will end up regretting but quitting work and sparing some time for myself and my family seems like the best choice.

-I keep presenting information about new areas to my boss. But my boss pays no attention to my ideas regarding the development of my department for three years. I am bored I guess. I know I will regret it but I think I will support peoples search since I believe people who consistently developing deserve better places.

-I keep my glass full so others can also benefit. When my glass is empty I refill it. I know I will end up regretting but I am tired of finding the resources. I am going to leave the glass empty from now on. They can find their water from somewhere else.

-He/ She does not understand me. Looking at my performance level I deserve better. What is his/her expectation? He/She didn’t even say good morning yesterday, when I walked into his/her room; he/she didn’t even look at me. We get the same pay; I work harder than him/her. He wants things from me and doesn’t even say thank you. The new comer must be a connection. I guess he/she already discarded me. I wish there was more support.

Managers with self-leadership skills are:
– not captive of ones feelings
– focuses on people and meaning that will be co-created
– doesn’t make sudden and unplanned decisions
– strive to be determent and forward looking even though everything goes wrong
– result oriented
– cares about people’s ideas and brings solutions
– sees into the future, takes risks
– knows how to do the job, even though he/she does not do the job in practice
– notices things that nobody else notices
– knows people he/she works with and influences them.
– keeps his/her loyalty to his/her organisation

Leader is expected to bring the organisation to meet its targets and efficient. In order to benefit your organisation, faith and effort to constant development should be established, knowing oneself and self-acceptance is needed.

In other words; people are not born leaders, people learn to be leaders as they climb the steps one by one. You can choose to be a leader. It is about how you use information and experiences gathered in your journey since your childhood.

The followers expect the leader to show them respect, find solutions to their problems, motivate the team and be informed. They hope to be valued, and receive mutual benefit. Leaders realise this through “empathy”, “strategic vision”, and “effective communication”, “team management”, “ delegation ” and “feedback”.

Through these graphics we offer recruitment, development, succession planning, employee engagement and retention road maps for individuals and teams. Harrison Assessments International uses the trademark Paradox Technology analysis methods. Graphs above display some of the required traits for leadership.

With love,

Candan

Personal Note: I would like to thank Defne Akman for the translation of this essay.

O’nu Lider yapan nedir?

Yaşamaya, başkalarına bağımlı olarak başlarız. Büyüdükçe bağımsızlık kazanırız. Bağımlılık “benim için sen yaparsın” , bağımsızlık ise “bunu ben yapabilirim” düşüncesidir. Olgunlaştıkça, doğada her şeyin birbirine ihtiyaç duyduğunu anlarız. Bu olgu, “karşılıklı bağımlılıktır”. Karşılıklı bağımlı insanlar, kendi çabalarını diğerlerinin çabalarıyla birleştirerek en büyük başarılara erişirler. Bağımsızlık, bağımlılıktan daha olgun bir düzey olsa da daha üstün olan düzey karşılıklı bağımlılıktır.

10 Kasım 2012’de İzmir Cumhuriyet Meydanında başka türlü nasıl 2400 gönüllü kişi bir araya gelerek tek yürek olmuş, Atatürk’ün portresini oluşturmuşlardır? Bu resmi oluşturan yüreklerin Ata’mızın bir parçası olduğu haberi yazılı basında yer aldı. 10-kasım-izmir-atatürk-portresi_346316Elbette, Ata’nın resmini oluşturmuşlar ve yüzü, gözü, kulağı olmuşlardı. Sadece Ata için bir araya gelmişlerdi. Bugün bir araya gelerek bir amaç uğrunda bir emek veriyorlardu. Belki de gözden kaçmaması gereken; Bu yürekleri bir yapanın hangi değer olduğudur. Ata’ya bağımlılık mı, yoksa bir araya gelerek yaratılacak etkiye duyulan ihtiyaç mı? Coşku mu? Bağımsızlığımıza yönelik inanç mı? İzmir’liler, öz varlıklarını diğer insanlarla anlamlı bir biçimde paylaşma seçeneklerini kullanmışlardır? Karşılıklı bağımlılığı seçmişlerdir.

Bu seçim, ancak bağımsız insanların verebileceği bir karardır. Bağımlı kişiler bu seçimi başkalarının yapmasını beklerler, karşılıklı bağımlı olmayı başaramazlar. Harekete geçemezler.

Aslında hepimiz birbirimize bağımlıyız. Ve bağımlı olduğumuz için yaşadığımız dünya ile iletişim kurarız. Varlığımız ve kişiliğimiz “biriciktir”, özeldir. Kendimizi tanıdıkça, değerlerimizi oluşturdukça bağımsız düşünmeye başlarız. Ancak bağımsız düşünebildiğimizde birbirimize olan ihtiyacımızın farkına varırız, biricik varlığımızın diğer insanlarla olan ilişkilerimizi nasıl etkilediğini görürüz.

Bir liderin en büyük eseri de birbirine bağımlı bir kitle yaratabilmesidir.

Büyük matematikçi Sir Isaac Newton, Newton sarkacı“Principia” adlı kuramsal eserinde, eylem yasasını tanımlamıştır. Newton hareket yasaları olarak bilinen üç yasa;

Hareketli bir cisim dışarıdan bir kuvvete maruz kalmazsa doğrusal hareketini sürdürür. Kütlesi m olan bir cisme uygulanan F kuvveti ile a ivmesi arasında F=ma bağıntısı vardır. Her etkiye karşı ona eşit bir tepki vardır.

Newton’ın hareket yasaları, evrenin bir düzen içinde ve karşılıklı ihtiyaç içinde olduğu sonucuna varmış ve sonrasında felsefeyi etkilemiştir. İnsanların etki etmeye ihtiyaçları vardır. Newton’un bilimsel olarak açıkladığı eylem, insanların dünyasına da uygulanabilir. Ancak insanlar duygu kütlelerinden oluşmaktadır. Doğru düzlemde olacak bir etkileşim, insanların bu etkiyi kendi istekleriyle kabul etmeleriyle başlar.

Büyük devlet adamlarını düşünün, politik liderler, holding patronları, sanatçılar, yazarlar ya da sadece küçük bir kitlesi olan bir üretim şefini. Hepsinin ortak yönü, hedef kitlelerinin olması ve bu kitleyi etkilemeye ihtiyaç duymalarıdır. Bu kitleleri tanırlarsa, anlarlarsa ve ihtiyaçlarını, sorunlarını bilirlerse onları etkileyebilecek çözümleri geliştirebilirler. Karşılıklı bağımlılık yaratabilirler. Eğer Newton’un yasalarındaki gibi davranmaları gerekiyorsa-kaldı ki liderler zaman zaman “zorlayıcı” davranış biçimi gösterebilirler- o durumda sadece kriz çözebilirler. Darbe yaparlar, sorun geçici olarak ortadan kalkar. Ancak esas sorun darbe sonrası değerler yaratabilmektedir.

*

Sergio Marchionne Fiat Holding tepetaklak giderken(2004) Ceo’luk görevine geldi. Finansal bir geçmişe sahip olması, firmanın içinde bulunduğu krizi aşmasında önemli rol oynadı. Firma krizi atlattı, Chrysler’i satın aldı(2009). Kitlesini karşısına değil, tarafına almayı bildi. Kraliyet ailesi gibi olan Fiat yönetimini değişime inandırdı, ilişkileri iyi yönetti. Denetim sistemleri kurdu. Kitlesini başarının birlikte kazanılacağına ve çok çalışmakla mümkün olacağına inandırdı. Sahaya indi, merkezi yönetimi kaldırdı, başarılarıyla çalışanlarının saygısını ve desteğini kazandı. Doğal, dürüst ve açık bir yaklaşımı benimsedi. İyi yöneticiler yetiştirmenin önemine el attı, çalışanlarını güçlendirdi.

Bülend Özaydınlı, Migros’un yönetimine atandığı zaman Migros için bir strateji belirledi. Düşünceleri ile Vehbi Koç’u ikna ederek Koç Holding’in çizdiği stratejiye inanmasını ve destek vermesini sağladı. 34 Mağazadan bugün 1000 mağaza sayısına ulaşan Migros iç pazardaki hareketliliği arttırdığı gibi model gösterilen bir şirket haline geldi. Herşey kağıt üzerinde çizilen stratejilerle mi gerçekleşti? Bu başarıyı Özaydınlı kendi kendine mi sağladı?

Çalışanlarına ortak bir vizyon sağladı, inandığı yolda müzakere etti, doğru insanlarla çalıştı ve insanları karar sürecine kattı, insanlarını güçlendirdi. Kurum için karşılıklı bir bağımlılık sağladı. Ben ne kadar çalışırsam kurumum da o kadar başarılı olur. Ne kadar fikir üretirsem, kurumum o kadar yenilikçi olur. Bu vizyon çerçevesinde mesleki uzmanlık, inanç ve disiplin devreye girdi.

Bugün, Ali Sabancı isminin Sabancı Holding ile değil Pegasus firması ile anılması nasıl mümkün oldu? Ben yaparım olur mu dedi Ali Bey? Soy adını değil adını öne çıkarmayı nasıl başardı? Sıfırdan kurduğu Pegasus’u Türkiye’ye nasıl kabul ettirdi? Pegasus nasıl önde giden ve tercih edilen havayollarından biri haline geldi?

Ali Sabancı, iş dünyasına girişimcilik enerjisi ile yön verdi, kendini doğallığı, açıklığı ve dürüstlüğü ile kabul ettirdi. Kitleyi nasıl etkileyeceğini belirledi, vizyon ve stratejilerini hayata geçirirken kendisini değil ekibini ön plana çıkardı. Nitekim bir ödül töreninde, Pegasus adına ödül alırken “ekibim çalışıyor, ben arkada kalıp ödülü almaya geldim” samimiyetiyle de açıklamıştır.

Etkili liderler, hitap ettikleri kitlenin beklentilerini ve kitle üzerinde nasıl etki uyandıracağını bilerek, ittifak oluştururlar. Birlikte yola çıktıkları insanları tanırlar, “biricik” özelliklerini bilerek iletişim kurarlar. Anlarlar. Anlamak için empati kurarlar. Kendilerine bağımlı hale getirirlerse çalışanlarının sinerji yaratamayacağını bilirler. Çalışanlarının karşılıklı bağımlılık yaklaşımını benimsemelerini önemserler.

Etkilemek bir liderlik yetkinliğidir.

Herkes lider olabilir.

Herkes etkileyici olamayabilir, ancak etkileme becerilerini geliştirebilir.