Kazanmak

coincidence“Kazanma Sanatı” adlı sinema filmi (Moneyball), gerçek bir olaya dayanır. Bir zamanlar beyzbol yıldızı olma yolunda ilerleyen Billy Beane , sahada kendisinden beklenen performansa yeterince karşılık veremez. Rekabetçi  kişiliğiyle yöneticiliğe yönelmeye karar verir. Oakland Takımının başına geçer ve yeni sezona hazırlanmaya başlar. Ancak, sezonun henüz başındayken yöneticiliğini yaptığı küçük çaplı takım -bir kez daha- yıldız oyuncularını büyük takımlara,  astronomik transfer ücretleriyle kaptırır. Beane’nin tek seçeneği, takımını, sıfırdan tekrar kurmaktır. Takımını baştan kurarken de, bütçesi, rakip takımların bütçelerinin üçte biridir. Kazanmaya odaklı olan Beane, yanına aldığı Bill James ile, beyzbol oyununun temel ilkelerine meydan okuyan, temeli bilgisayar üzerinde verisel istatistiksel analize dayalı bir sistem geliştirirler. Aslında, yaptıkları, alışılmış oyun ve oyuncu teorilerini yıkarak, geleneksel düşünce yapısına kafa tutmaktır.

Hayal gücüne meydan okuyan sonuçlara varan ikili, beyzbol camiası tarafından çok yaşlı, çok sakat ya da çok belalı oldukları gerekçesiyle bir köşeye atılmış ama her biri kendine özel yeteneği olan oyuncuları seçeceklerdir. Güçlü olan özelliklerin üzerine giderek, takımı kullandıkları yeni yöntemlerle diğerlerinden farklı kılacaklardır. İşbirliği ortamını sağlayabilmek için her bir takım üyesinin verimli olması yönünde kararlar alacaklardır. İşbirliğini bozan etmenleri ise kafaya çok takmayacaklardır.  Sonuçta, bu çalışmaları sadece beyzbol oyununun oynanış tarzını değiştirecek bir önemde görülmeyecek, aynı zamanda Oakland Takımı, efsanevi bir başarıya imza atacaktır.

Ülkemizde lig maçları başlayalı birkaç hafta oldu.  Beşiktaş’ın yeni Teknik Direktörü Slaven Bilic, dün Gaziantepspor’u 2-0 mağlup ettikleri maçtan sonra önemsenecek açıklamalarda bulundu. Tecrübeli teknik adam, “Hem taraftarlarımıza hem de herkese güzel bir oyun izlettik. Rakibimiz de buraya futbol oynamaya gelmiş. Oyunun bazı bölümlerinde zorlansak da gollerin gelmesiyle rahatladık. 2-0 iyi bir skor gibi gözükse de, bir gol yemiş olsaydık, zorlanabilirdik. Bugün buradan hak edilmiş bir galibiyet çıkardık” diye konuşuyordu.

Slaven Bilic bu değerlendirmesine ek olarak “Sosyalist biri için takım oyunu ne kadar toplumsal?” gibi bir soruya ise şöyle cevap veriyordu:  “Takım olarak oynuyoruz. Takımın buradaki felsefesi “Güç halkındır” felsefesidir. Burada  fakirler ve zenginler yoktur. Sınıflar yoktur. O yüzden sosyalist bir takım yaratıyorum diyebilirim. Finansal olarak harika durumda olmadığımız için hali hazırda bulunan oyuncularımızdan en iyi şekilde faydalanmaya çalışıyoruz. İyi bir seçenek ortaya çıkarsa, bir transfer harika olur tabii. Ama olmazsa da kötü olmaz.” diye konuşurken “herkesi kazanmaya çalıştığını ve takımda mutsuz insan görmek istemediğini” sözlerine ekliyordu.

İş dünyasında da takım anlayışını benimseyen yöneticiler var. Hangi sektörde, hangi iş alanında olursa olsun, büyük veya küçük bir takımın “herkesin mutlu olmasını” hedefleyen bir yöneticisinin olması önemli bir şanstır kazanmak için. Burada liderlik fonsiyonlarını değil, ekibi iyi organize edebilmeyi daha ön planda değerlendiririz. Hem Beane’de hem de Bilic’de ortak olarak gözlemlediğimiz yetkinlikler; Ekiplerini tanımaları ve her bir ekip üyesini güçlü oldukları özel yeteneklerine göre ortak hedefler doğrultusunda konumlandırmalarıdır. Topyekün başarı için topyekün aynı performans özelliklerini beklemek eski ya da geleneksel yönetim anlayışında yer almaktadır. Halen bu sistemle devam eden ekipler de maalesef bulunmaktadır. Burada farkı yaratacak olan, ekibi organize eden yöneticidir. Elbette liderlik çok daha kapsamlı özelliklere ihtiyaç duyar. Ancak takımını iyi tanıyan, seven, mutlu olunmasını isteyen ve ortak hedefler doğrultusunda tüm çabaları “oyunun bir parçası” olarak gören yöneticiler kazanmaya, diğerlerine göre bir adım daha yakındırlar.

Kazanmak, tesadüf gibi görünse de hiç bir zaman tesadüflere dayalı değildir.

Kazançlı bir hafta dileriz!

 

Uyum – Lider Ekipler

Cirque D’Soleil

Lider ekipleri ele alalım. Örnek bir özellikleri, farkındalık sahibi kişilerden bir araya gelmeleridir. Biraz açarsak, öncelikle dikkatli ve haberdardırlar. İkilemleri; Başarılarını birbirlerine emanet etmeleridir. Birisinin çok başarılı olması, eğer diğeri aynı başarıyı sağlayamamışsa geçersizdir. Bu paradigma, her bir ekip üyesi için aynı derecede önemli bir sorumluluk bilinci sahip olmayı gerektirir. İyi bir ekip, değişime karşı duyarlıdır. Ekip üyeleri, olası her riski göz önünde bulundurarak birbirlerine fayda sağlamaya çalışırlar. Bu tutum sadece benzer yetkinliklerde değil aynı zamanda benzer kişisel özelliklerdeki kişilerin bir araya gelmesini de gerektirir.

İyi ekiplerin birlikteliklerinde yarattıkları uyum davranışlarına yansır. Kabul etmekte fayda var ki hiç bir ekip birlikte çalışmaya başladığı ilk zamanlarda sorunsuz olmaz. Her kafadan ayrı bir ses çıkar, herkes farklı bir yönü işaret eder ve uyum söz konusu bile olmaz. Burada bu uyumu sağlayacak kişi, liderin yaklaşımıdır. Lider bu uyuma inandığı ve bu uyum doğrultusunda uygun çalışma ortamını sağladığı sürece başarıya yaklaşılır. Tek bir gözden kaçırmada, en ufak bir kontrol sorununda ise uyum yeniden bozulabilir.

Bizler, tek başına bir işi yapmayı nasıl kendimize göre farklı ama neticede tekrarlarla öğreniyorsak aynı şekilde bir ekibin de birliktelik uyumunu kazanması ortak tekrarlarına bağlıdır. İlacı birlikte geçirilen zamandır.

Neticede bu uyumu yakalayan ekiplerden tek melodi çıkar. Uyumlu ekipler, kendileri ile birlikte çevrelerini de etkilerler ve bu etkileşimle başkaları da aynı sesi çıkarır. İyi ve uyumlu ekipler, bu çabayı başlatırlar. Bu ses, farklı tonlardaki farklı tınılardan oluşabilir bir koro gibi ya da farklı çalgılardan oluşan bir orkestra. Ve ortak bir armonidir çaldıkları. Ancak bu sesi başlatan ve sürükleyen ana melodi her zaman belirgindir.

Dikkat, haberdarlık, sorumluluk bilinci ve ekip olarak başarıya duyulan isteklilik uyumu beraberinde getirir. Lider özelliği gösteren ekiplerin bir konuya yaklaşımları, diğerlerine göre daha objektiftir çünkü hem şu an edindikleri bilgiye dikkat ederler, hem de geçmişte edinmiş oldukları bilgilerden haberdardırlar. Bu değerleri  birleştirerek zihinlerinde objektif bir yaklaşım yaratırlar ve içinde bulundukları ana konsantre olurlar. “Bu an” çok önemlidir, çünkü içinde olduğumuz anda olumlu veya olumsuz gelişebilecek her etki birbirimizi etkileyecektir.  Şöyle düşünelim; Bir grup akrobat ip üzerinde gösteri yaparken birlikteliklerini o ana konsantre etmezlerse başlarına hayati kazalar gelebilir. Çalışma yaşamında bir ekipte de , hem kurumsal hem de bireysel riskleri ekip uyumu yaratarak güvence altına  almak mümkündür.

Uyum, bir amaca bağlı insanları bir arada tutan değerdir. Uyumlu bir ekip, aile duygusuna sahiptir. Uyuma uyum göstermeyen ekip üyeleri, orkestranın birlikte çıkaracağı sesin uyumsuz olmasına veya akrobat takımından bir kişinin her 100 sıçrayıştan birinde yere çakılmasına neden olabilirler. Her ikisi de vahim sonuçlar doğurur. Bir, orkestrayı bir daha kimse dinlemez. İki, akrobat şanslıysa sakat kalır.