Bugün

Öne Çıkan

Kendimle buluşmak istedim az önce., Gün boyu aradım durdum kendimi, sonra bir yabancılaşma hissi geldi. Kendimle vakit geçirmeye, yazmaya ve düşünmeye başladığımda geçmeye başladı. Biraz tuhaf hissettim kendimi bu geçişte. Sanki kendime kendimi anlatırmış gibi, nasıl biri olduğuna dışarıdan bakarmış gibi. Gün içindeki beklentilerinle gün sonunda değerlendirme yapıyormuşsun gibi. Özümle konuşmaya başladım.Herkesi sevdiğimden daha çok sevmem gerektiğini düşündüm kendimi. Çevremdeki karakterler bana hep bir şeyler anlatıyorlar, ancak ben istersem görebiliyorum… Kendimle kalınca daha iyi görebiliyorum. Birbirinden farklı, renkli ve gerçekte her birinin herkes gibi hikayeleri olan bu insanlar birer suret aslında. Ne için yaşıyorum bu fedakarlığı diye durup kendime sorduğum zaman tek bir cevap verebiliyorum “istediğim için”. Çok istedim mutlu etmek, yardım etmek, çok istedim anlamak, çok istedim desteklemek, çok çok çok! Hatta düşünmedim o an o ister mi, düşünmedim o an istemesem ne olur…

Sonra oturup yazdım biraz.

Gerçek sevgi sorumluluk ister, sevmek bir sorumluluktur. Önce kendine karşı, sonra başkalarına karşı. Dar ve engebeli yollardan, çalkantılı ve bulanık zamanlardan geçerken de sever insan. Bu sorumluluk, karanlık bir tünelin içinden geçerken ileride aydınlık geleceğini düşünmek gibi sarmalıdır benliği. Kimse sarmaz yaraları, kimse senin iyileştirebileceğin kadar iyileştiremez yaraları. Dünya adil olsaydı bile bu böyle. İşte bu yüzden koşulsuz seviyorum evladımı.

Kendinle başla işe. Oksijen maskesini sen takmazsan, başkalarına da yardımcı olamazsın. Bu ancak nefes ile anlatabileceğim bir şey:)

Neticede, ertelememeli hiç bir şeyi. Bilhassa sevmeyi. Sevmek sorumluluk ister, kucaklar her anı o zaman.

Sevgiyle,

Ca

2009 yılında kızım ile Meydan Larousse’a son bir bakış atarken 🙂

Dönüşen dünya ve Paradokslar

Öne Çıkan

Bugün su hakkında biraz daha kavramsal düşündüm. Doğanın üstesinden gelmek zordur ama doğanın bize öğrettiklerini uygulamak mümkündür. Su nereye gittiğini bilir. Su, örneğin bir kaya gibi engellerle karşılaştığında, bir kaya ile mücadele etmez, dağdan aşağıya doğru akmaya devam eder (hedef / vizyon). Diyelim ki su etrafından dolaşamayan bir yola tökezledi. Sonra birikir, çoğalır ve üzerinden akar veya kayayı damla damla delmeye başlar (sabır / değişime uyum) ve yoluna devam eder. “Sabır, gece gündüz dikenli gülü hayal edebilmektir,” diyor Shams’lı Tebrizi. Ve su hep akar, akar, bazen nehirlerde su birikintileri oluşur ve çamurlanmaya başlar. Sonra dünden ayrılıp su gibi akmanız, yenilenmeniz ve yeni şeyler öğrenmeniz gerektiğini söylüyorlar. Su değişimi çok iyi tanımlar.

Değişen dünya ve yeni liderlik üzerine çalışırken, karşılaşılan hiçbir şeyin tesadüf olmadığını düşünüyorum. Ne kadar zor olursa olsun … Benliğimiz ve yaşam yolumuz bilgiden uzak kalırsa ve kendimizi sorgulamazsak, bu kaçınılmaz olarak beslediğimiz diğer konuların yanlış yapısı olacaktır. Bu nedenle kişisel bilgi ve gelişimi bu yönde çok önemli buluyorum. Cahilce hareket edersek, bunun sonucunda olumsuz duygular davranışa dönüşecek zemin bulur. Sonuç olarak, hiçbir zaman tek bir yön (tek açı) yoktur. Bu nedenle, zaman zaman mevcut durumun üstüne çıkmak ve büyük resme yukarıdan bakmak için yeterince geniş bir açı elde etmek faydalı olabilir. Biz yalnız değiliz. İçinde bulunduğumuz olayların ve durumların sadece kendimizi etkilediğini düşünecek kadar bencil olamayız. Sadece kendi doğruluğumuz ve çok fazla şey bizi durduğumuz yerde ileri geri dolaştırır. Yukarıdan bakarsak (uzaklaştırırsak), mevcut durumumuzdaki diğer faktörleri görebilir ve resmin tamamını görebiliriz. Kulağımızı ve gözlerimizi açarsak ve başka fikir ve görüşler alma eğiliminde olursak, kendi fikir ve fikirlerimizle karşılıklı bir denge kurabiliriz.

Batı bilimi, yaşamın belirli yönlerini gözlemlemeye ve faktörleri belirli olaylara göre ayrıştırmaya çalışır. Ying-Yang Teorisi de gözlem ilkesine dayanmaktadır. Ancak, faktörleri izole etmek (izole etmek) yerine evrensel faktörleri belirlemeye çalışır. Yin-Yang Teorisi, fizik, tıp ve psikoloji gibi çeşitli alanlara eşit şekilde uygulanan evrensel, gözlemlenebilir doğa prensiplerini tanımlar. Paradoks Teorisi aslında Carl Jung’un kendi teorilerini geliştirirken yoğun bir şekilde çalıştığı Yin-Yang Teorisi’nin psikolojisine bir uygulamadır. Yang dinamizmdir. Mesela güneş. Yin ölçülü olmaktır. Örneğin. Dinamik özellik, ılımlı özellik ile dengelenmemişse, kişinin olumsuz senaryonun her zaman ana nedeni olacağı tahmin edilebilir. Dolayısıyla, kendi doğamızda dualite dengesi önemlidir. Bu denge, davranışta olgunluğu gösterir. İki yön demek aslında paradoksal bir özelliktir. Birbirlerine zıt görünen ama aslında sinerjik olan özelliklerdir. Örneğin gece ve gündüz paradoksal bir özelliktir, birbirine zıt görünürler, ancak her iki özellik bir araya gelerek günü oluşturur. Fiziksel yaşamda gece ve gündüzün dengesi, bir günün güneş ve gece ile olan döngüsüdür ve karanlık, hayatımızdaki ışığın önemi kadar önemlidir.

Bir diğer paradoksal özellik ise çok sevdiğim sağ ve sol kol örneğidir. Kürek çekiyorsanız, sağ ve sol kolunuz arasındaki gücünüzün ve ritminizin dengeli olduğunu hayal edin, böylece istediğiniz noktaya ulaşabilirsiniz. Sol kolunuzun sağ kolunuzdan daha fazla çalıştığını hayal edin, böylece ulaşmak istediğiniz nokta sandığınızdan çok daha fazla olur.

Bu dengeleyici özellikler, bireyin farkındalık arzusuyla başladığı ve olgun davranışın aslında iki zıtın dengesinde olduğunu öğrendiği bir keşif ve gelişim yolculuğudur. Karşıtlıklar, çatışmalar ve dengesizlikler her yerde ve herkeste mevcuttur.

Yeni Normal?
Değiştir …. “Yeni normal” terimini çok anlamsız buluyorum. Eski olanın yeni olması için normal olan nedir? Normal olan nedir? İnsanları sınıflandırmaktan ya da sınıflandırmaktan uzaklaşmıyor. Tarih boyunca kriz, kaos ve yoksulluk gördük. Her birinden bir şeyler öğrendik ve tekrar bir araya geldik. Değerlerimizden vazgeçmedik, çalıştık, hedeflere göre yönetmeyi öğrendik. Kimse bizi dinlemese veya fikrimizi sormasa bile sorumluluk almayı öğrendik. Çünkü bir gemi kaptanı gibi nereye gittiğimizi bilmemiz ve sürekli yönümüzü kontrol etmemiz gerekiyordu.

Bugün kafa karışıklığını vizyonla değiştirme zamanı. Çünkü değişen dünya ile nereye gittiğimizi bilmemiz ve yönümüzü kontrol etmemiz gerekiyor. Önce bireysel, sonra ekip olarak, sonra organizasyon olarak. İster küçük bir ekip, ister büyük bir ekip, günün sonunda hepimiz aynı gemideyiz.

Vizyon sahibi olmak, vizyon geliştirmek ve yetkinlik geliştirmek için öncelikle kişilerin ve ekiplerin üzerinde çalışacağı alt yetkinlikler vardır. Bu yetkinlikler geliştirilebilir. Gelişim kişisel boyuttan takıma, ardından tüm organizasyona yayılır ve bir kültüre dönüşmesi hedeflenir.

Dogmatiklik, vizyonun önündeki en büyük engellerden biridir. Bilgi tek taraflıysa (sadece ben biliyorum), düşünme gelişimini durdurur, dolayısıyla kişinin her şeyi bildiğini düşünerek tatmin olduğu yanılsaması vardır. Başkalarını dışlar ve dışlama etkisi yaratır. Her şeyi bildiğimizi düşündüğümüzde hiçbir şey bilmediğimiz gerçeğiyle yüzleşmek kaçınılmazdır. Gemi hareket edemez. Ve ne yazık ki, zaman zaman hayatımızda en güçlü olduğumuzu düşündüğümüz yerde zayıflıyoruz. Kendi fikir ve düşüncelerimizi hissedeceğimize dair güvence hissi sol kolumuzsa, sağ kolumuzla dengelemek için diğer fikir ve düşünceleri dikkate almak vizyona netlik sağlayacaktır.


Sevgiyle kalın,
CA

What is less What is more…

d2cf40f772c799aa0530b4fed1a1e511In most of the cultures, there’s a belief if something is broken than it is out of value.

When there is a crack in a porcelain vase, for instance, we may throw that vase out.  In some cultures, keeping cracked things in porcelain bring bad luck to the home. So we separate the imperfect because it doesn’t fit our relation with perfection. If the vase was a human being, would you not be interested in him/her because of an imperfect situation? I hope you would. Otherwise, this would ruin your relationship. But I think we have a tendency to like perfection and we don’t like getting imperfect results.

In Japanese art and culture, it is believed that the damaged object is more valuable than itself. Instead of hiding the imperfection, they repair it with gold dust with respect so that we can get lessons from our cracks/pains and we become stronger.

Life is not moving continuously in a straight line. It is not a sweet and warm wind surrounding us. It is sometimes against the current, stormy, no eyesight and there may be no wind beneath the wings. The life we think and the life we find may not be as perfect as we hope for. There is no perfect love, no perfect beauty, no perfect friend and no perfect work. With all the imperfections, the wonders of the world wouldn’t be so breathtaking. While perfection is all about embracing our imperfection to strive for better, imperfection is simply a part of being. Just as the arts of Japan, called Kintsugi. The highlighted cracks in a piece of poetry rather than hiding them.

Today, we live in an ecosystem in relation with perfection. Nothing and noone is perfect and actually this is exactly why we are here for. I think we should look at ourselves and consider what we can transform for a better situation. This may be a vase, this may be our ownself, this may be a loved one or this may be a group of people working together, an organisation. What are the cracks? Where is the need to fix? Why do we remodel, reskill, repair and make it living? The less becomes more now, ist it?

There is a potential to create a sustainable future for our world and the life exists on it. Like pieces of cracked plate, we are all connected but all fragile.

With love,

What is less What is more

İş yaşamında stresi önlemek

– inceleme-

Günümüzde değişim yaşamlarımızın vazgeçilmez bir değeri, bizleri belirsizlik kavramıyla baş etmeye zorluyor. Duygusal dengemizi ve verimliliğimizi koruyabilmek için her birimiz değişime karşı farklı tepkiler veriyoruz. Sonuçta insanız, duygu kütlesiyiz ve tüm duygularımızın da belli bir mantığı, sebep-sonuç ilişkisi var içimizde. Ancak değişimin, kütlelerimizde yarattığı en önemli sonuç da stres. Duygularımızın farkında olmak ve duygularımıza başvurmak sağlıklı bir yol olmasına rağmen, stresli zamanlarda duyguları yönetememek, strese yenik düşmemize neden oluyor. Vücudumuzun çevreye, değişime ve yaşamdaki olaylara verdiği tepkidir stres. Modern tıbbın karşılaştığı durumlardan çok daha fazla rahatsızlığa neden olmaktadır ve bizler, maalesef sağlığımıza zararlı olduğunu bildiğimiz halde stresi önlemeye çalışmaktansa, stresi kucaklamaya devam etmekteyiz. Herkesin bir sınırı vardır. Herkesin strese karşı toleransı aynı değildir. Herkesin yogurt yemesinin farklı olduğu gibi, farklı davranırız.

İş dünyasında , iş gücünün yaşadığı stres, hem bireyi, hem ekibi hem de organizasyonun verimliliğini son derece olumsuz etkiliyor. Çünkü; Çalışanlar stresliyse, sıklıkla normal koşullarda olduklarından daha farklı davranma eğilimi gösteriyorlar. Başkalarının anlamakta zorluk çektiği bir davranış gösteriyoruz stresliyken. Bu davranış, tüm ilişkilerimize ve organizasyona bir virus gibi yansıyor. Stresimiz geçtiğinde kendimizi sorgulayabilirsek eğer; Yol açtığımız tatsızlıklardan dolayı rahatsız olup, yıkılan köprüleri tamir etmeye çalışabiliyoruz. Ya da tamamen iletişimi keserek uzaklaşmayı, içimize kapanmayı seçebiliyoruz.

Çalışma ilişkileri ve organizasyonda davranış alanında stres altında sorun yaşamış kişilerle ilgilenmek, bu kişileri daha sağlıklı bir psikolojiye taşımak ve zedelenmiş ilişkileri onarmak, organizasyonlardaki yöneticilere ve insan kaynakları profesyonelleri olarak bizlere düşüyor. Organizasyonun verimliliğini düşürücü, önlenemeyen bir gidişat halinde ise uyarı vermek zorunda kalabiliyor ya da yapıcı olmayan davranışlardan dolayı bireyleri oyun dışı bırakabiliyoruz.

Stres ile başa çıkma konusunda analiz yaparak, bu durumları ön görebilmemiz mümkün. Aşağıda birlikte çalışan bir yönetim ekibini inceleyelim.

Ekip Stres – Alan Paradoks Grafiği

Ekip Grafik - Stres

Elif (Grafikte B) , “Stresli Başarı” kadranında duruyor. Kendisinin gelişim alanı, “Dengeli Başarı” kadranında olmak. Elif, strese karşı duyarlı ancak strese kapılsa bile performans gösterebiliyor. Performans gösterebilmesindeki en önemli etken, Elif’in “baskıyı tolere edebilme” özellik skorunun yüksek olması. Özetle Elif’I zorlayan bir hedefi yoksa, bir projenin son teslim tarihi gelene kadar oyalanarak başka işler yapabilir. Ancak, teslim tarihi çanları çalınca birdenbire hedefe ulaşmak için baskın bir enerji taşıyabilir. Ama Elif baskıdan bunalınca, yorgun hissedebilir, uzaklaşmak isteyebilir, işi yarım bırakabilir. Gerçekte Elif’in sadece “Baskıya Tolerans” değil, aynı zamanda “Stresi Başarıyla Yönetebilme” ve “Rahatlık” alanlarında da yüksek skorlarda olması “Stres Yönetimini” başarıyla yapabileceğini gösterir. Şimdi biliyoruz ki Elif, nasıl olsa yapar diyerek kendisine tüm sorumluluğu veremeyiz. Kendisinin “Dengeli Başarı” için gelişim alanı bulunmaktadır.

Herkes birbirinden farklıdır. Her bir çalışanınızın da stres altında ne kadar farklı tepki verebileceğini, davranabileceğini göz önüne alır, önleme yoluna giderseniz, bu onları daha iyi yönetebilmenizi sağlayacaktır.

bölüm 1 sonu, bir sonraki bölümde kişisel stres alanlarından bahsediyorum, takip ederseniz sevinirim

Şimdi ricam şu:

Bu inceleme kapsamında, isimsiz değerlendirmek üzere, iş ortamında yaşadığınız bir stresi bana buradaki iletişim formundan ve veya candanakkan@gmail.com adresine yazar mısınız? 

Her bir olayı, kendi içinde değerlendirerek, isim belirtmeden, buradan yanıtlayacağım.

Sevgiyle

Candan Akkan

Am I A Leader?

Öne Çıkan

1dab818be5ca5ec777abaf0b01eabec3Most of us believed that leadership comes from birth and it was also a political adjective. Well, this may be true for old times, because leadership was a privilege for the families and was passing as a heritage from father to son. The families had very strong social barriers that do not allow any person to be a leader.

By 20th century, with industrial change movement, sociologists began to focus on the leadership concept at their researches and we began to think that leadership does not come from the fact that the gene family or society! So, barriers had been removed

Leadership was actually a little more complex situation. If the leadership does not pass our genes, we had to have and develop some leadership qualities.

So, What qualities?

In the first level of leadership, there is a high caliber professional that is a problem solver and drives for results. In the second level, there is a contributing team member who is a good communicator and has a learning agility. In the third level, there is resilience and perseverance. The leader is innovative and competent in managing. In the fourth level of leadership, the leader knows how to impact and influence. The leader is effective and a strategic thinker.
Finally, in the fifth level of leadership; there is an executive who is energizing and leading people. The leaders show personal humility and professional will, they are selfless.
For the people who aren’t yet level five, work will always be first. They get the fame, fortune, power, adulation an so on.. Work will never be about what they build, create and contribute.
For the people who have the potential to become level five will develop under the right circumstances by; self reflection, a mentor, loving parents, a significant life experience and etc.
These qualities are competencies for leadership. Any of the competencies have strength in itself. There is always a need for the balance. Example; Experimenting without persistence is unbalanced and persistence without experimenting is meaningless for innovation. That’s what we call this as “balanced versality”.

12 Tips for self-assessment

• Respect yourself while striving to improve
Be confident and clear about ideas and consider all issues
• Be straightforward and direct while being respectful to others
• Express you needs while being helpful and conscious of others’ needs
• Be highly self-motivated while managing stress and respecting others
• Be persistent in overcoming obstacles and trying new things
• Be logical while at the same time value intuition
• Be organized while at the same time adapt to changes
• Be willing to take risks and carefully analyze the risks for pitfalls
• Enforce rules and guide performance while maintaining positive relationships
• Be responsible for decisions while collaborating with others
• Maintain a positive attitude while being mindful of potential problems

 

 

Source:

Harrison Assessments International, Paradoxical Leadership, 09.2014

http://www.harrisonassessments.com /www.eande.com.tr