Ya 40 yıl önce saklanmış bir hazineyi bulursan?
İçinden okumayı ve yazmayı öğrendiğinden beri ailene yazmış olduğun mektuplar çıkarsa?
İlk günkü gibi katlanmış, sanki zarfından yeni açılıyor gibi. Hele mektup sayfasının arasından bir de fotoğraf çıkıyorsa.. Canım annemin özeniyle. Çıkan fotoğraflarla bir albüm yapmaya başladım.
Bugün annemin kütüphanesinin en sağ köşesine bir bakayım demiştim. Belki CD’ler bulurum ilginç demiştim içimden. Meğer o küçücük kavanoz gibi köşede ne büyük bir hazine varmış. Mektuplar, fotoğraflar, film negatifleri ve her şey, 1979 dan bu güne… Bunca yıldır saklıyormuş annem ilk günkü gibi her şeyimizi. Şimdi gözlerimin içine bakıyor ve ona minnet duyuyorum.
Doğum belgemi gördüm, kardeşimin karnelerine baktım, dedemin anneme yazdığı mektupları okudum bütün bir gece. Hep “Canlar” diye başlıyor. Benim hep kullanmakta olduğum bir hitaptır…
Tarif edilemeyecek bir kavuşma bu.. Kelimelere yeterince dökemediğim bir yazı oluyor bu.
Dedem de insan kaynakları üzerine yöneticiymiş… Benim gibi konuşkan olmadığını hatırlıyorum ama yazı dilinde oldukça konuşkan!
Saflıklarımı ve kızgınlıklarımı okudum, isyanlarımı, isyanlarımızı ve çaresizliklerimizi
Babamızı baba, annemizi hem anne hem de en yakın arkadaşımız olarak görmüş olduğumuzu okudum.
Geçmişi okumak, geçmişe dönmek olmamalı asla ve geçmişini daha iyi bilmek, daha çok sahiplenmek ile ilgilidir geleceğe dair olumlu adımlarımızın. İsterdim, hafızada kalsın ve birlikte açıp bakıp okuyalım gülerek, kısmet böyleymiş…
Sevgiyle
Cndna

