Çivileri çıkmış dahi olsa, bu durumda tek bir umudun bir çok şeyi değiştirebileceğine inanıyorum. Kuvayi Milliye açısından da not ederim ancak daha çok yaşama dair söylemek istediğim.
Pazara girdim, uzun zamandır gidememiştim. Yıllardır hep aynı esnaftan alış veriş yaparım. Beni bile şaşırtan bir “hoşgeldin abla” oldu. “Nerelerdesin” İşte bu noktada kendimi açıklamaya çalışırken Yavuz geldi. Abla ben de buradayım bak, hoşgeldin dedi. O kadar yüksekti ki enerjisi, tamamen ona doğru döndüm.
Abla ben de yoktum uzun zamandır. Yeni geldim dedi. Nerelerdeydin dedim. Abla, bir sürü ameliyat oldum ama çok şükür toparladım, bir ameliyatım kaldı dedi, başını göstererek -geometrik işaretler yaptı başının üzerinde- sonra inşallah iyi olacağım, tümör gidecek dedi.
Sahneyi bir daha anlatayım. Pazara girdim. 3 dakika civarı düz yürüdüm. Pazara bir yıldan fazladır gitmiyordum ama önceki yıllarda sürekli giderdim. 3 dakika sonra sağda, Ali’nin tezgahı vardır, orada durdum. Onlar neredesin diye sorarken tam, Yavuz yanımda bitti.
Beyninde bir tümör, taş çatlasa 25 yaşında, ben de geldim abla diyor birazdan denize gireceğim diyor
Konuştuk ayaküstü, sadece denize girme, denizi seyret diye tavsiyede bulundum. Denizdeki dalgaların beyin dalgalarıyla frekansının aynı olduğunu duymuştum. Bunu ona iyileşmiş olan bir tanıdığımı örnek vererek anlattım. Ali’nin tezgah da bizi susmuş dinliyordu.
Olağanüstü güzel bir an ve paylaşımdı.
Sonra bamya, boncuk fasulye, domates, salatalık…
Bu tesadüf olmayan anları çok seviyorum, hiçbir şekilde de kötülüğün esiri olmayacağımıza inanıyorum tek bir Yavuz kalsak da ..
Limon almaya gitmiştim pazara, Yavuz’dan sonra ihtiyaç kalmadı..
