Maslow için Ağıt

Öne Çıkan

 

2017’de yazmış olduğum “Maslow için Ağıt” ı bugün yaşadığımız küresel pandemik ile biraz daha yeni normali düşünerek tekrar yayınlıyorum. Güvende kalın, evde kalın. Teknolojiyi kullanma beceri ve yetkinliklerinizi güçlendirin ama daha çok kendinizi iyi hissetmeye yatırım yapın. Kişisel farkındalıklarımız ve ailemiz en büyük sermayemiz. Sevgiyle, Candan

25.04.2020,İstanbul

*

Maslow hiyerarşisini bilirsiniz. Ben severim. Teknolojiyi de severim.

Maslow’da en alt seviyede fiziksel ihtiyaçlar yer alır. Bu ihtiyaçlar en temel olan ihtiyaçlarımızdır. Bugün, bu ihtiyaçlarımız için teknoloji etkin olarak kullanılmaktadır. Mesela yataklarımız vardır. Evlerimize gıdalar, taze zincir ile ulaşmaktadır. Evlerimiz ısınmaktadır. Arıtma sistemlerimiz sayesinde temiz ortamlarda yaşarız. Kapılarımız vardır, kilitleriz. Bugün hayatımızda en temel ihtiyaç duyduğumuz her şey için teknolojiden faydalanmaktayız.

İkinci seviyede güvenlik ihtiyacı vardır. Kendimizi ve sahip olduklarımızı güvence altında tutmak. Sahip olduklarımızın elimizden alınmasını istemeyiz. Bir iş sahibi olmak, sağlıklı olmak önemlidir.  Daha çok, yaşamsal nicelikler diyebiliriz. Yaşamsal konularda örneğin; Sağlık, ilaç, bankacılık , güvenlik alanlarında etkin olarak gelişen teknolojilerden faydalanmaktayız.

4ded2c8c50f9b1088fbbd3b9db4c40fe

Üçüncü seviyede sevgi ve ait olma vardır. Aile, ilişkiler, arkadaşlık ihtiyaçları gündeme gelir. Bugün bu seviyede, teknolojinin etkisini gün geçtikçe arttırdığı söyleyebiliriz. Bugün akıllı telefonlarımız, internet uygulamaları ve bilhassa Facebook gibi uygulamalar geçmiş alışkanlıklarımızı karşılamaya çalışmaktadır. Bugün seksüel yakınlık için internet ortamı fırsatlar sunmaktadır. Hiç bir zaman gerçek iletişimin, yakınlığın ve seksüelliğin yerini tutamayacak olan bu yapay fırsatlara tamamen ihtiyaç duyuyorsak, bir yerlerde yanlış yapıyoruz diye düşünüyorum. Maslow teorisinde, bu seviyede ihtiyaçlar, nicelikten niteliğe geçiş yapmaktadır. Kaliteye. Sanırım bu seviyede denge ihtiyacı başlıyor. Hayatın felsefesi , tercihlerimizle ortaya çıkıyor.  Çünkü;

Bir sonraki seviyede, özgüven-güven-başarma ve saygı ihtiyacını görürüz. İçsel yolculuğumuzda, teknolojinin muhtemelen bize katkısı yoktur. (Kendi gelişimimiz ve evden çalışma ortamı için teknolojiden faydalanmak dışında)

Beşinci ve en son seviyede ise, kendini gerçekleştirme ihtiyacı ortaya çıkar. Bu ne demektir? Kendini gerçekleştirme; Yaşamdaki problemleri yaratıcı olarak çözebilmek, potansiyelimiz doğrultusunda yaşayabilmektir.  Bu konularla ilgili bir teknoloji bulunmamaktadır. Bizler, bu seviyede birey olma özgürlüğünü, farkındalığını arzular ve bu yoldaki ihtiyaçlarımızı karşılamaya, karşımıza çıkan problemleri çözmeye odaklanırız.

Bu çocuklar mutlu görünüyor, iç dünyamda bana mutluluğun basit şeylerde olduğunu söylüyor. (Bu günlerde mutluluğun ve iyi olmanın (korunarak) aslında özüne dönen birliklerimizde (unity) olduğunu söylüyor) Ben bir mega kentte yaşıyorum ve yaşam koşullarım iyi durumda. Bu çocukların gözlerindeki mutluluğa bakınca, piramidin altı üstü birbirine karışıyor. Onların piramide filan ihtiyacı yok. Onların ne küresel ısınmadan, ne kodlu yaşamlardan ne de çoğumuzun uykusunu kaçıran olaylardan haberleri var. Onlar anlam yüklü. Birbirlerine ve bağlı bulundukları topluluğa bağlılar. Bizlerin bu çocuklar gibi, hayatı anlamla yüklü insanlardan öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum.

Yakın gelecekte teknoloji daha da hızlanacak kuşkusuz. Yakın gelecekte yeni işler, yeni yaşam tarzları olacak. Yakın gelecekte robotlara da örnek olacağız. Bu yolculukta iç dünyamızı anlamak, kendimize dair farkındalıklarımızı arttırmak ve  hassas ruhlarımızı korumak durumundayız. Teknolojiler bunu çözemez. Biz çözeriz.

Böylece, teknolojinin çözebileceği alanlar için daha çok inisiyatif alınmasını sağlayabiliriz.

Aşağıdaki bağlantı konuyu masamda düşünür ve yazarken karşıma çıkan bir makale. Benden fazlası.

http://howdoesshe.com/with-new-eyes-my-humanitarian-experience-in-ethiopia/

 

Sevgiyle,

Candan

Yöneticilikten Liderliğe

Görsel“İhtiyaçlarım var. Pişman olacağım biliyorum ama ihtiyaçlarım karşılanmadığı için bu işlere ve bu insanlara katlanmak için çaba göstermeyeceğim.”

“Ekibimdeki insanları seviyorum. Her biri birbirinden farklı özel niteliklere sahip. Pişman olacağım biliyorum ama patron bana böyle anlayışsız davranmaya devam ederse ben de ekibimi geliştirmek için gereken enerjiyi bulamayacağım.”

“Bugüne kadar olağanüstü bir çabayla geldik, bölgemizdeki ciroyu %44’lerden %86 seviyesine taşıdık. Müşteri memnuniyeti araştırmalarında son iki yılın verileri, bizim “tercih edilen kurum” olduğumuzu ortaya koyuyor. Şimdiden 2014 için siparişler alıyoruz. Bu motivasyonu korumayı çok istiyorum, pişman olacağım bir harekette bulunmak istemiyorum ve pişman olacağım biliyorum çünkü bir sürü teklif alıyorum ve X firmasından gelen teklif beni finansal olarak rahatlatacak.”

“Her şey yolunda giderken birden en ufak bir aksaklıkta moralim bozuluyor. Ekibimi koordine edemiyorum. Yeni atanan yardımcım çok daha soğukkanlı ve iş bitirici. Kendimi ona baktıkça yetersiz hissediyorum. Bu moral bozuklukları o kadar çok tekrarlanmaya başladı ki, işteki sorunlarımı eve de yansıtmaya başladım. Sanki evde her şey güllük gülistanlıkmış gibi.. Pişman olacağım biliyorum ama işten ayrılıp biraz kendime ve aileme vakit ayırmak en doğru seçenek gibi görünüyor.”

“Patrona sürekli yeni alanlar ile ilgili bilgi sunuyorum. Ama patron üç yıldır bölümümün gelişimi için getirdiğim önerileri kulak arkası ediyor. Sanırım bunaldım. Pişman olacağım biliyorum ama ekibimde sürekli gelişme gösteren insanların daha iyi yerleri hak ettiğini gördüğüm için onların bu yoldaki arayışlarına destek vereceğim.”

“Başkasının benim suyumdan içebilmesi için bardağımı hep dolu tutuyorum. Bardağımdaki su boşaldıkça yeniden dolduruyorum. Pişman olacağım, biliyorum ama bardağımı dolduracak kaynağı bulmaktan yoruldum. Artık boş bırakacağım. Herkes gitsin, başka yerden su bulsun…”

 “Beni anlamıyor? .. Performansıma göre daha iyisini hak ediyorum! .. Ne istediğini anlayamıyorum, benden ne bekliyor?.. Dün günaydın bile demeden geçti yanımdan, odasına girdiğimde de yüzüme bile bakmadı.. Aynı maaşı alıyoruz, ben daha çok çalışıyorum..Sürekli benden bir şeyler istiyor ve sonra teşekkür etmiyor.. Yeni gelen tanıdığı galiba.. Sanırım beni gözden çıkardı.. Biraz daha destek olsa…”

*

Lider konumunda bulunan kişi, hem kurumu ve kurum yönetimini, hem de kendine bağlı olan ekibin problemlerini etkin yönetmek becerisine sahip kişi olmalıdır. Dolayısıyla öncelikle ikilemleri, çatışmaları ve duyguları yönetme becerisi yüksek kişi olması beklenir. Ancak kendisine yönelik ikilemleri, çatışmaları ve duyguları yönetemeyen kişi liderlik fonksiyonunu etkin sergileyemez.  Liderin ikilemi, hem çalışanlarının hem de patronlarının beklentilerini karşılamaktır. Bu beklentileri karşılamak için lider, hem ekip hem de kurum yönetimine yönelik olmayı, “karşılıklı fayda” ilişkisini kurmayı başarır. Ancak lider, patronunu ile amaç birliği içinde hareket etmiyorsa bu fayda ilişkisi bir süre sonra kuruma ve insan kaynağına zarar verici olabilir.

Liderden hangi yetkinliklerini görmeyi bekleriz?

  • Duygularının esiri olamaz, proaktif davranır
  • İnsan kaynağına ve yaratacağı anlama odaklanır
  • Ani ve plansız karar veremez
  • Kararsız davranamaz
  • Herkes ümidini kaybetse bile o kaybedemez
  • Sonucunu görmeden hareket edemez
  • Herkesi dinler, dinlenmesini sağlar ve çözüme ulaştırır
  • Geleceği görür, riskleri taşır
  • İşi yapmasa bile o işin nasıl yapıldığını bilir
  • Herkesin göremediği ayrıntıyı görebilir
  • Çalıştığı insanları tanır, onları etkiler
  • Çalıştığı organizasyona bağlılığını korur

Böylece organizasyonun amaçlarına ulaşması ve verimli olması, liderden beklenilir. Lider bu doğrultuda sahip olduğu becerileri ve geliştirmiş olduğu yetkinlikleri üst yönetim ile amaç birliği sağlayarak kullanır.

Lidere bağlı olan çalışanlar ise öncelikle liderin kendilerine saygı göstermesini,  sorunlarına çözüm bulmasını, ekip ruhunu motive etmesini ve liderin “haberdar” olmasını beklerler. Değer görmeyi, karşılıklı yarar sağlamayı umut ederler. Lider bu doğrultuda çalışanlarını “empati”, “etkin iletişim”, “ekip yönetimi”,”delegasyon”, “geribildirim” sağlayarak gerçekleştirir. Lider tanrı değildir, kişilerin temel ihtiyaçlarına yönelik güvence yaklaşımı için kurum ile çalışanlar arasında ancak köprü olabilir.

Lider yetkinliklerine sahip olmak için ne lider olarak doğulur ne de bu yetkinlikler size hediye edilir. Herkes gibi lider, lider olmayı basamakları tırmanarak öğrenir. Çocukluktan başlayan bu yolculukta edindiğimiz beceri ve deneyimlerle, büyüdükçe kazandığımız bilgiler ve bu bilgileri nasıl kullandığımız ile yakından ilgilidir. Neticede lider olmayı seçeriz.

Kaynak: T.Gordon “ELE”