Mavi Kral

Mavi gözlerine her baktığımda

Oturuveriyorum kucağına, kitap okumaya başlıyor

Anlattıklarını dinliyor ve o nereye giderse peşinden gidiyorum

Ona binlerce “neden” sorusu soruyorum

Arabasında, traktöründe ve üstesinden geldiği herşeyde mavi bakıyor

O çalışıyor, bekliyorum, beklerken mavi resimler yapıyorum

Hava karardığı zaman, yorgun ayak seslerini dinliyor kapıyı ilk açan ben olmak istiyorum

Mavi gözlerinde sevinç görüyorum

İyi ki gelmiş dünyaya

*

Büyüdükçe daha çok anlıyorum, evlat büyütmek ne zor işmiş

Hem örnek olacaksın hem sabır edeceksin

Hem peşinden koşulacak hem kovalayacaksın

Hem anlayacak hem anlamazlıktan geleceksin

Hem söylenecek hem savunacaksın

Sana kızacak, saklanacak, doğru olduğunu bilse de kendi yolunu arayacak

Ve her seferinde, gözleri gözlerine değdiğinde sana daha sıkı sarılacak

Mavilikler kavuşacak

*

Mavi bakan adam bir kız çocuğu için kral

Büyük resmi görebilen, ufak ufak dokunan

İyileştiren, yönlendiren, cesaret veren

İstese bir orduyu arkasından sürükleyebilen

Paylaşan, yardım eden, hisseden, sevgi dolu

Ne kadar büyünse de hep dizleri dibine oturulan

Mavi bakan, mavi yaşayan adam

İyi ki gelmiş dünyaya

*

Babalar Günün Kutlu Olsun Babacığım!

Sevgiyle,

(Güncelleme: 18.06.2017)

img425

Çatışmadan Yaşamak

Yaşamımızda genellikle bir an için durup “sorun nerede, ben de mi yoksa problemin kendinde mi diye düşündüğümüz olmaz mı? İş yerinde yaşadığımız zor bir durumda, problem ile sorun yaşayan kişiyi birbirinden ayırt etmek mümkün müdür? Ayırt edemiyorsak, bu karmaşıklığı yaşayan tek biz biz miyiz? Sanırım değiliz.

Çalışma yaşamında yaşanan sıkıntı, gergin ortam, bürokrasi, çatışmalar ve yaşanan verimsiz toplantılar aslında bir karışıklığa işaret eder. Karışıklık bir sorundur. Sorunu kişiden bağımsız görememek de bu karışıklığın bir uzantısıdır. Ayrıca bulaşıcıdır! Bir kişiden bir başka kişiye, bir bölümden başka bir bölüme, bir şirketten başka bir şirkete bulaşabilir.

Müzakere uzmanı ve profesör George Kohlrieser; “Bir sorun varsa sorunu kişi ile karıştırmak çok yaygındır çünkü bu en kolayıdır. Duygusal tepkilerimiz vardır ve aslında Amigdala Kaçağı” dediğimiz insansal bir durum yaşanır tepki anında. Aniden bir duyguya odaklanırız, somut hedeften çok o duyguyu yaşarız” der.

Örneğin, sorun toplantıdaki görgüsüz tutum olabilir, işin yetişmemesi karşısında yaşayabileceğimiz endişe olabilir, takım çalışmasında ve veya liderlikte yaşayabileceğimiz boş alanlardan dolayı olabilir. Bu durumlar karşısında duygusal tepki gösteririz. İşte bu tepkiler amigdala kaçağıdır. Eğer problemi kişiden ayırmayı başarabilirsek, o zaman kişinin problemi çözmesi için yardımcı olabiliriz. Çünkü o zaman sorundan bağımsız olarak birey; yaşadığını tehdit olarak görmeyi bırakır. “Çözüme nasıl katkıda bulunabilirim” diye bakmaya başlar.

Fakat düşünebilirsiniz ki, “bazı problemli insanlar tanıyorum ve problemlerini sürekli işe yansıtıyorlar”. O zaman sorunların çözümünde problemleri tek tek ele almaya çalışmak daha sağlıklıdır. Eğer kişilerin zihin haritalarına ulaşabilirsek ve neye odaklanmış olduklarını anlayabilirsek kişilerin duyguları tarafından rehin alındıklarını fark edebiliriz. Rehine olmaktan kurtulmaları için adım adım problemleri tanımlayabilir ve odaklanmaları gereken yolu gösterebiliriz.  Bu elbette bir seçimdir, kişiler isterlerse problemlerin çözümlerine seçim haklarını kullanarak katkıda bulunabilirler. Eğer toplantıya geç gelmeyi tercih ediyorlarsa, bunun sonucuna da katlanmak zorunda kalırlar.

Bu yaklaşım, çalışma yaşamında lider olan kişilerin her zaman “iyi adam/kadın” olmasını gerektirir mi? Hayır! Aslında problem ile kişiyi birbirinden ayırt edebilmek ve kişiyi probleme odaklayabilmek bir yönetme becerisidir. Sınırları çizebilmek ile ilgilidir.

Çalışma yaşamında insanlar, yaşadıkları bir problemde -duygusal olarak karmaşıklaşmadan önce- liderin problemin çözümünde izleyeceği açık yaklaşımı ve süreci öğrenebilmelidir.

Kaynak: “It’s problem not the people and  eq” – Daniel Goleman