Stratejik Zeka

Fazla iyimser olmak diye bir şey var, biz x jenerasyonundan olanlar bu durumu karakterleştirmiş olabiliriz açıkçası. Polyanna gibi deriz bu duruma. Büyürken de (80’li 90’lı yıllar) iyimserlik ile Polyanna durumunu birbirine çokça karıştırmışızdır. Belki çaresizlikten, belki de stresten. Ve belki halen devam ediyoruz karıştırmaya…

Yaşlar büyüdü, iş yaşamında yönetim kademelerinde görev alana kadar, bir liderin iyimser ya da kötümser bakış açısının ekibini nasıl etkilediğini pek de düşünemedik. Dünyanın farklı yerlerindeki insanların iyimserliği aynı bakış açısıyla mı algıladığını bilmiyorum ama açıkçası bunlar bir değerlendirme yaparken göz önüne aldığım konular.

İyimserliğin farklı seviyedeki liderlere yardımcı ya da engel olduğunu inceleyen ve bu önemli davranış özelliğini ayrıntılı olarak ortaya koyan araştırmalar var. Bu araştırmalar iyimser olmanın tıpkı bisiklete binmek gibi öğrenilebilecek ve geliştirilebilecek bir özellik olduğuna da işaret etmektedir.

Aslında kimi durumlar ilk bakışta olumsuz gibi görünse de fırsatları görebilmek, olumlu bir bakış açısında olmaya devam etmek ve geleceğin daha olumlu olacağına inanmak gerçekçi iyimserliğe işaret ediyor. Mesela, denize çıkmışsınız, teknede koordinatları belirlenmiş noktaya doğru gitmek istiyorsunuz. Karşıya bakmalısınız, koordinata göre. Koordinat sizin detayınız, olası zorluklarınız ve gerçeğiniz. Eğer koordinatları bilmeden karşıya bakarsanız, başka yöne gidersiniz. Detaylar hayat kurtarabilir. İyimser olmak kadar analiz etmek de önemlidir. İkisi birbirine çelişkili gibi görünse de, aslında birbirleriyle çalışır ve kendilerinden daha büyük bir özellik ortaya koyarlar: Stratejik Zeka. Sinerji buradadır. (2+2=5)

İnsanların karşılaştıkları iyi ya da kötü durumları kendilerine nasıl açıkladıklarına baktığımda; kimi insanların başlarına gelen kötü şeyler için kendilerini suçladığını ve bu zorlukların ne yaparlarsa yapsınlar olmaya devam edeceğine inandıklarını görüyorum. Kimileri ise bu zorlukların duruma bağlı olduğunu, kişisel başarısızlıklardan değil çeşitli sebeplerden dolayı meydana geldiğine inanıyorlar. Oluyor, olabiliyor diyorlar ve işlerin iyiye gideceğine ve durumu düzeltmek için yeterlikleri ve güçleri olduklarına inanıyorlar. Bu bakış açısı olumlu duygulara yol açıyor ve performansı, bağlılığı, motivasyonu ve iletişim kalitemizi de olumlu yönde etkiliyor şüphesiz.

Birbirimizin duygularını daha iyi ya da kötü olarak etkilediğimiz aşikar!

Geleceğin daha iyi olacağına inanarak olumlu bir yaklaşım sürdürüp zorlukları da göz önüne almaya gerçekçi iyimserlik diyebiliriz. Aksi takdirde zorlukları etraflıca görmeden Polyanna gibi kör bir iyimserlikle (fazla iyimserlik) yalnızca geleceğin olumlu olacağına inanmak yeterli değildir. Zira olumlu bir geleceğe inanırken bazı riskleri göz önüne almamak bizi kör inanca sürükler.

Gerçekçi iyimserlik, kendimize ve çevremizdekilere stratejik bir sezgi ve dahası zeka ile yaklaşmamıza yardımcı olur. Stratejik zeka, fırsatlara ve olası risklere nasıl yaklaştığımız anlamına gelir. Koordinatı kaybetmeden…. Cemal Süreya’nın sözleri gibi; Hem umut dolu, hem de dikkatli…. Yaşamak ciddi bir eylemdir.

Potansiyel liderlik analizi çalışmalarımda ve yetenek gelişimi projelerinde (Koçluk vb) bu sinerjiyi anlatan paradoks teorisine göre değerlendirmeler yapmaktayım.

80’li yılların hatırına sayısız şarkı biriktirmişliğim vardır, bir tanesi ile bitireyim yazımı;

Sevgiyle,

Candan

Yorum bırakın