trikk... trakk trikk tak sana bakıyorum dikkatini çekemedim galiba tak tak tak oysa buradayım bakıyor görmüyor, yoksa duymuyorsun da ssssssssss..... o zaman tekrar edeyim trikk trakk trikk tak trikk tak ne düşünüyorum biliyor musun iki kelime, kekelemeden ruberu doğrudan yüzüme öyle bi baksana bakıp görebilir misin ne dersin doğruyu söyler misin anlaya bilir misin acaba … Ka-te-go-ri yazısını okumaya devam et
Kategori: günlük
Şanslı Per
Danimarkalı Nobel Ödüllü yazar Henrik Pontoppidan'ın 1898 ve 1904 yılları arasında sekiz cilt halinde yayınlanan bir romanıdır Lykke-Per (Şanslı Per). Danimarka'nın en önemli romanlarından biri olarak kabul edilir. Bir mühendis olmak ve mirasının ve sosyal geçmişinin kısıtlamalarından kurtulmak için dindar ailesinden ayrılan, kendine oldukça güvenen ve yetenekli bir adam olan Per Sidenius, başarısının zirvesine doğru … Şanslı Per yazısını okumaya devam et
Engellere Rağmen Dans
Çalan telefon üniversite yıllarımdan bu yana arkadaşım Tuğçe'dendi. Rem Dans'ın gösteri tarihini haber veriyor, mutlaka gelmem gerektiğini yineliyordu. O kadar zor ki gitmem, aynı gün İstanbul'un bir diğer ucunda yurt dışından gelecek misafirlerimle çok önemli bir toplantım var. Yahu her şey aynı güne mi denk gelir diye hayıflanıyorum. Onları da al gel diyor.. Duralıyorum. Neden … Engellere Rağmen Dans yazısını okumaya devam et
Bir biber, bin biber
Geçtiğimiz gün, bağırmak ve nefes nefese kalmak suretiyle koşarak yanıma gelen 12 yaşındaki kızımdan Justin Bieber’ın (JB) “şu an” Atatürk Hava limanına geldiğini öğrendim. “Eee” diye yanıtladım, ne yapabilirim ben o biberi? Sincap sıçrayışıyla bir cevap geldi “hava alanına gidelim mi?”… "Olur canım, başka bir isteğin var mı, istersen sen önce şu ödevlerini yap" Yaklaşık … Bir biber, bin biber yazısını okumaya devam et
Mutluluk
Mutlu olmamak daha zor, mutlu olmak içinse istemek yeterli. Mesela gülmek, insan beynine giden oksijenin gizemli ilacıdır. Güleriz çünkü kendi kendimizi gıdıklayamayız. Kendi kendimizi gıdıklamak işe yaramaz çünkü beyin vücudun kendi hareketini kontrol ederek dış dünyadan gelen uyaranlara odaklanır. Dolayısıyla, gülmek için bir dış uyarana ihtiyaç duyarız. Gülmek ayrıca bulaşıcıdır. 1962’de kanıtlanmış. Tanzanya’daki bir yatılı … Mutluluk yazısını okumaya devam et
Kişisel bir misyon
"Yalnızlığını sev, korkma. Başkalarından önce, kendin kendini anlamaya başlarsın, kendine yaklaşırsın. Ayakların yerin bir 40 fersah altına girer, bir de gökyüzüne kadar uzanır sessizce... Bir büyür, bir küçülür, kalıbını ölçer ve ertesi güne yine emin adımlarla yürürsün. Kendini tanıdığın ve anladığın sürece, kendi gücünün farkında olursun. Aferin sana o zaman, belki o zaman sen de bana … Kişisel bir misyon yazısını okumaya devam et
Miras Çocukluk
80’li yılların X kuşağı çocuklarının bugünkü 80 sonrası Y ve 2000 sonrası Milenyum çağı çocuklarından en belirgin farkı hiçbir bilginin ellerinin uzandığı noktada olmamış olmasıdır. Elbette her kuşağın içine doğduğu koşullar farklıdır. Teknolojinin gelişimine tanık olan 80 öncesi kuşak, bakış açısı olarak ise hazır bir tepside sunulan şeylere pek kıymet vermez, kendi yine de mücadele etmeyi tercih eder. Elbette yeni kuşaklar … Miras Çocukluk yazısını okumaya devam et
Bir Tutam Felsefe
İçimde o kadar çok şey biriktirdim ki düşünüyorum da, birine açılmam lazım. Açıldıktan sonra pişman olacağım biliyorum ama açılmazsam da pişman olacağım. Açılsam da açılmasam da pişman olacağım. Aslında, yaşadığım her şey çok saçma ve tüm bu saçmalıklara gülebilmek istiyorum. Güldükten sonra pişman olacağım, biliyorum ama gülmezsem de pişman olacağım. Sevmek istiyorum. Evet, seversem pişman … Bir Tutam Felsefe yazısını okumaya devam et



