Yüzyıllık Ajandam

AjandaEce

Geçtiğimiz günlerde mahallemizin benim için en gerekli dükkanı olan Ataş Kırtasiye’de baskı alıyordum. Evdeki yazıcıyı tamir ettirmektense, oraya maskeyle gidip azıcık da olsa sohbet etmek ve silgileri koklamak açıkçası çok hoşuma gidiyor. Genellikle basılacak bir işim oluyor – henüz kitap olmasa da- iki sayfa belge, sertifika, kitapçık ve bunun gibi. Yıl sonu yaklaşıyor diye daha bir dikkatli bakmaya başladım ajandalara. Ece Ajanda firmasına ait ajanda göremeyince,  yüz oniki yıllık firmanın kapandığını böylece öğrendim. Kırtasiye sahibinin istersem, kendilerine ulaşabileceğini de öğrendim. Hemen ismimi yazdırdım. Hiç hoşnut olmadım yine, yüz yıllık  bir firmanın böyle bir karar almasından.

40 yılı aşkın bir süredir her yıla dair bir ajandam var benim. Özel olanları sakladım. Mesela kırmızı kaplısı, üniversite yıllarımı anlatır. Rehberinde Müşfik hoca bile vardır. Özenle yazılmış Afşar Timuçin hocamın “Düşünce Tarihi” notlarını hala saklarım. Ajandayı yaşama dair kullandım hep. Mesela 10 ya da 12 yaşlarındaydım ilk yazmaya başladığımda, aklıma koyduklarımı hep ajandama yazdım. Her şeyi yazarım çünkü aklımda olan. Bir gün ajandama ” annemi sevmiyorum” yazmışım kızgınlıkla , annem de açmış okumuş bana tavır yapıyor. O ajanda tarihe gömülmüştür, yaktım çünkü. Benim özelim, bir başkası tarafından okunmamalı. Ajanda özeldir, ajanda kişiye aittir. Duygularını dökersin, hayatını resmedersin. Öyle yapılacak işler vardır içinde belki ama daha çok ne yapmak istediğin yazar. Yapılacak işleri yazmak istiyorsan, yazar bir A4’e, yapıştırırsın duvara, o kadar. Ajanda ise hikayendir, özeldir, defterindir ve hiçbir şeyin olmasa da sadece sana ait olandır, ümidindir. Saklarsın yeri geldiğinde, kimse bulmasın kimse okumasın dersin. Ya da bulursun yıllar sonra ve hazinene dalmış gibi olursun.

Bana Beyoğlu’nda en sevdiğim İnci Profiterol’ün kapanışı bile bu kadar koymamıştı. Baskılarım tamamlanırken, istersem Ece Ajandası için sipariş verebileceğimi öğrendim. Görünüşe göre, firma ile bağlantı kurmuş olan sevgili kırtasiyecim de duruma meydan okuyordu. Hem kızıma hem de kendime iki adet sipariş verdim. Bir hafta sonra, dün, kırtasiyeme tekrar uğradım ve ajandaları aldım. Biri alıştığım boyuttan daha büyük ve mor kapaklıydı. Mor kapaklı olması çok hoşuma gitti. Diğer bej olan her zamanki boyutundaydı benim için.  Şimdi ikisini de alacağım ama hangisini kendime hangisini kızıma vereceğim telaşı sardı açıkçası. Eve geldim. Mor olanın dışı da, yan yaprak görüntüsünün altın rengi olması da çok hoşuma gitmişti, modern bir havası vardı. Rehberi yoktu, klasik olanın aksine, içi de kareliydi. Yine de her şeyi yazabilirim bir de istersem paradoks grafiklerini de çizebilirim diye düşündüm. İçimi gıcıklayan asil görüntüsü ve hediye aldığım için de açmak istemediğim bej renk kapaklı ajandaya uzun süre bakıp durdum. Kızım beni anlar deyip, onun da ambalajını yırttım. O da ne! 1992 yılında ilk edindiğim ajandam neyse, bu da aynısıydı. Arkasına baktım hemen, evet, telefon rehberi için bir bölüm vardı. Sonra ön kapağı açtım, evet 1 Ocak 2022 için tam sayfa, çizgili bir sayfa var yine, sol üst kısımda tüm ayı görebileceğim bir takvim var, yalın, abartısız renkler geri planda çünkü asıl olan yazma eylemi. 1993 yılında ne ise o, belki sadece kağıt kalitesi daha iyi. İlk işim “Ajanda Sahibinin” kısmını özenle doldurmak oldu bu bej olan ve aslında klasik versiyona.

Düşündüklerimiz, planladıklarımız ve organize ettiklerimiz, gerçekleşmeyenler, yeni yollar, yeni alternatifler ve planlar, düşüncelerimizi netleştirmek ve emin olmak için yazdıklarımız çok kıymetlidir. Bence bilgisayarda yazmaktan daha kıymetlidir. Özenirsiniz, kaleminin ucunu açar, düzgünce ifade etmeye çalışırsınız kendinizi. İşte bu noktada, severek yazdığınız bir defter, bir ajanda, sanki sizin yazmanı bekler gibi asilce bekleyen satırlar ve de tarihler ön plana çıkar. İnsan her yere yazar ama sevdiği bir deftere farklı yazar. Ona alışır, onu kucaklar.

Neticede, güzel bir başlangıç ile bej defterime başladım. Mor kızıma gidecek. Afilli olan.

Ece Ajanda’sına geçirdiğim 30 yıl için teşekkür ederim.

Lütfen kapatmayın, lütfen meseleleri çözüme ulaştırın. 112 yıllık bir tarihin, 5 kuşak emeğin hazinesini koruyun, hep birlikte koruyalım. 

Sevgiyle,

Ca

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s